Antoino De Saint-Exupêry – Yel, Kum ve Yıldızlar

Antoino De Saint-Exupêry Küçük Prens isimli kitabıyla tanınmış ve dünya çapında ün kazanmış Fransız bir yazardır. Kendisi köklü bir aristokrat ailenin oğlu olmasına rağmen babasının ölümüyle ailesi fakirleşirler. Kardeşinin ölümüyle de ailedeki tek erkek haline gelir. Ömrünü pilotluğa adayan yazar bu kitabında pilotluk yaptığı dönemde yaşadıklarını anlatıyor. Özellikle kaza geçirdiği anlarda düşündüklerini anlatır. Yazarın ölümü de 1944’de Marsilya açıklarında uçağının vurulması sonucu düştüğü denizde olmuştur. Uçağın enkazı 2000 yılında balıkçılar tarafında bulunmuştur.

Küçük Prens’teki gibi bu kitabında da insanlığa dair fikirler öne sürer. İnsanlığı seven bir yazardır. Sadece insana değil; çöllere, dağlara ve özgürlüğe de sevgi besler, uzun uzadıya betimler yapar. Yel, Kum ve Denizler’in son bölümünde yazar uçağı kaza yaptıktan sonra telsizcisi ile çölün ortasında kala kaldığı zamanı ve yaşadıkları zorlukları anlatır.

“ Çöl mü ? Bir gün onun tam ortasında buldum kendimi. 1935 yılında, Çin Hindi’ne doğru bir uçuş sırasında, yeniden Mısır’da, Libya’nın uçlarında bulmuştum kendimi, bir ökseye tutulurcasına kumlara gömülmüştüm, öleceğimi sanmıştım. İşte öyküsü. ” diyerek anılarını anlatmaya başlayan yazar “Canlı kalmamız açıklanmaz bir şey.” Diyor. Kimi zaman uçak yağı ve malzemelerinden yaptıkları sıvıyla , kimi zaman eter yağıyla susuzluklarını gidermeye çalışırlar. “ O anlardan birini anlatırken şöyle anlatır o anları : “ Sizler, ey benim sevdiklerim, allahaısmarladık. İnsan bedeni üç günlük susuzluğa dayanamıyorsa suç bende değil. Çeşmelerin tutsağı olduğumu bilmezdim. Bağımsızlığımın böylesine sınırlı olduğu aklıma gelmezdi. İnsanın burnunun doğrusuna gidebileceği sanılır. İnsanın özgür olduğu sanılır… Onu kuyulara bağlayan ipi, onu bir göbek bağı gibi, toğrağın karnına bağlayan ipi kimseler görmez. Bir adım daha attı mı ölür gider.  ” s.130

Kitabı bir bölümü ayırdığı arkadaşı Henri Guillaumet’e adamış.

“ Dünya bize kendi hakkımızda bütün kitapların öğrettiklerinden daha fazlasını öğretir. Çünkü direnir bize. İnsan engelle boy ölçüştüğü zaman tanır kendini. Ama buna ulaşabilmesi için elinde bir araç bulunması gerekir. Bir rende ister ya da bir saban. Köylü, toprağında çalışırken, yavaş yavaş, doğadan bir iki göz koparır; ve ortaya çıkardığı gerçek evrenseldir. Havayollarının aracı olan uçak da aynı biçimde insanı bütün eski sorunlarla karşı karşıya getirir.  ”

“ Başkalarına ulaşmaya çalışmalı insan. Kırda, uzaktan uzağa yanan bu ateşlerin bazılarıyla ilişki kurmaya çalışmalı.  ”

“ Başkalarının başardığı bir şey her zaman başarılabilecek bir şeydir.  ” s.12

“ Seslerini duyurmak isteyenlerin basit bir dil kullanmaları gerekir.  ” s.21

“ Yalnızca maddesel zenginlikler için çalıştık mu zindanımızı kendi elimizle kurarız. Yaşanmaya değer hiçbir şey sağlamayan değersiz paralarımızla, yapayalnız kapanırız bu zindanın içine.  ” s.31

“ İnsanı kurtaran bir adım atmaktır. Bir adım daha. Aynı adımı hep yeniden atarız durmadan.  ” s.40

“ Beden iyi bir araçtan başkas bir şey değildir o zaman, beden bir uşaktan başka bir şey değildir artık.  ” s.40

“ İnsan olmak sorumlu olmanın ta kendisidir. İnsan olmak, kendisine bağlı gibi görünmeyen bir düşkünlük karşısında bile utanç duymaktır. Arkadaşların kazandığı bir utkudan gurur duymaktır. Kendi taşını koyarken, dünyanın kuruluşuna yardım ettiğini sezmektir. “ s.41

“ İnsanın imparatorluğu kendi içindedir.  ” s.69

“ Gururlarını söndürmek istedik, çünkü kinlerinden çok horgörüleri yüzünden öldürürlerdi yakaladıkları tutsakları.  ” s. 75

“ Kazaya uğramış kimseler bekleyenlerdir.  ” s. 123

“ Bir kez, Rusya’da bir fabrikada, Mozart dinlemiştim. Bunu yazmıştım. İki yüz sövgümektubu almıştım. Bayağı çalgılı gazinoları yeğ tutanlara kızmıyorum. Başka şarkı bilmiyorlar ki. O bayağı çalgılı gazinoları işletenlere kızıyorum ben. İnsanların bozulması hoşuma gitmez.  ” s.131

“ Deneyim de sevmenin birbirimize bakmak değil, aynı yöne birlikte bakmak olduğunu gösteriyor bize.  ” s.149

“ İnsan için gerçek, kendisini bir insan yapan şeydir.  ” s.150

“ İnsan ve gereksinimlerini anlamak, insanı öz yanıyla tanımak istiyorsanız, gerçeklerinizin kesinliğini çıkarmayın birbirinize karşı. Evet, haklısınız. Hepiniz haklısınız. Mantık her şeyi kanıtlar. Dünyanın mutsuzluklarını kamburların sırtına yükleyen kişi de haklıdır. Hele bir savaş açmaya görelim kamburlar, savaşımız çabucak coşturuverir bizi. Kamburların işlediği suçların öcünü alırız. Kamburlar da suç işler kuşkusuz.    ” s.151

“ Ne diye nefret edelim birbirimizden? Birbirimize bağlıyız, aynı gezegende gidiyoruz, aynı geminin tayfalarıyız. Yeni bireşimlerin kolaylaşması için uygarlıkların karşı karşıya gelmeleri iyi bir şey olabilir, ama birbirlerini yemeleri canavarca bir şey. Kurtulmamız için, bizi birbirimize bağlayan amacın bilincine varmamıza yardım etmek yeterli olduğuna göre, onu bizi birleştirdiği yerde aramalıyız. Hastalarına bakmaya gelen cerrah, baktığı kimsenin dert yanışlarını dinlemez; insandır onun onda iyileştirmek istediği.  ” s.153

“ İşimiz işlerin en siliği bile olsa, görevimizin bilincine vardığımız zaman mutlu olacağız ancak.  ” s. 154

“ Yalnız Ruh yaratabilir İnsan’ı, balçığa soluk katan Ruh.  ” s. 159

Leave a Comment