Aydın Boysan – Ne Güzel Günlermiş

Aydın Boysan, televizyon programlarında ya da youtube videolarından bildiğim Türkiye’nin eski zamanlarını güzelce, hevesle anlatan bir insandı. Hafızam beni yanıltmıyorsa Serdar Kuzuloğlu’nun de kendisinden bahsetmesiyle bir kitabını almaya karar verdim.  Bu ara eski İstanbul’u anlatan, o eski İstanbul yaşamının gözümde canlanmasına olanak sağlayacak eserler, programlar ilgimi çekiyor. Aydın Boysan kitaplarını incelerken de bu kitabı dikkatimi çekti ilk olarak. Ne güzel günlermiş tam da eskiye duyulan hasreti canlandırdığı için bu kitabın beni Eski İstanbul’a götüreceğini düşündüm. Ve bir kaç yerde bulamasam da en son İstiklal Mephisto’da buldum. Açıkçası İstanbul yerine siyasetten şiir ve müziğe, mesleklerden bilgisayarlar, gündelik hayattan uzaya kadar bir çok alanı daldan dala uçarak bir sohbet kıvamında anlatıyor.

Yaşını almış insanların kendisinden genç insanlarla sohbetini anımsatan bu kısa bölümlerden oluşan yazılarda politika oldukça fazla yer kaplıyor. Genel olarak siyasete eleştirilerini dile getiriyor. Mesleklerle, arkadaşlıklarla ilgili bir çok güzel anısı, fıkralarını okurla paylaşıyor.

Ve dikkatimi çeken bir diğer konu ise yazarın Mizaha verdiği önem. Haklı olduğunu düşündüğüm bu mizah vurgusunun yaşama sevincinin de kaynağı olacağını söylüyor.

“Ben yaşama kıdemime dayanarak diyeceğim ki, yaşama  sevincini arayıp ele geçirmek için, çaba göstermek gerekiyor. Gözümüz korkmasın! Çaba dediğim için, büyük zahmetlere girişileceği sanılmasın! Yapılacak iş, sadece bir gözlük takmaktan ibaret… O da ne mi?.. Mizah gözlüğü,  mizah… Bütün marifet bu.”

” Bebekliğimden beri, üzüntüsünü çektiğim bir konu var. Dilimiz ve kullandığımız sözcükler. Bugün bile sıkıntım, sürüp gidiyor.  ” s.15

” Konfuçiyüs imparatordan sıradan her kişiye kadar yaşayışa özen göstermenin, her şeyin temeli olduğunu anlatıyordu. ” s.21

” Kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir. ” Carl Sagan  s.27

” Ahlak sorunlarında, doğru “tek”tir. “Az bir şey hırsız, az bir şey dolandırıcı” olunmaz. Ahlak sorunları da, matematikte olduğu gibidir. Yüzde yüz doğru olmayan, bütünüyle yanlıştır.  ”  s.29

” Coco Chanel der ki: “Erkekler bizi sevsin diye güzel olmak, biz onları sevelim diye de, aptal olmak zorundayız.”” s.49

” Montaigne, dünya vatandaşlığının da, ilk öncülerinden birisidir. Der ki: “Bütün insanları, hemşehrim sayıyorum. Bir Polonyalıyı, tıpkı bir Fransız gibi kucaklıyorum. Dünya ile akrabalığımı, kendi milletimle akrabalığımdan üstün tutuyorum. Doğduğum yerin pek o kadar heveslisi değilim. Kendi düşüncemle vardığım yeni bilgiler bana, sırf tesadüflerle edindiğim hazır ve gelişigüzel bilgilerden daha değerli gelir.  ” ” s.60

” Konfuçiyus diyordu ki: “İnsanlara nasıl hizmet edeceğimizi bilemediğimiz sürece, ruhlar ve Tanrılara da nasıl hizmet edeceğimizi bilmeyiz. Yaşayış üzerine bir şey dilemedikçe, ölüm üzerine nasıl bilebiliriz.  “” s.63

” özellikle abartılmış mutluluk, şaşkınlığa sürükler. Sürekli mutluluk ise, uyuşukluk yaratır. Ruhsal miskinleşmenin, kanalına giriştir. Aslında sürekli mutluluk da, abartılmış bir ölçüsüzlüktür. Arasıra huzurlu olmak, yalnız huzurlu olabilmek, adam olana yetmelidir.  ” s.67

” Mesleğinden başka kitap okumamakla övünen bir öğretim üyesi tanımış olmanın üzüntüsünü, yıllardır yüreğinden söküp atamadım. Politikacılarımızın bir bölümü, dünyadan, geçmişten ve gelecekten habersiz. Oysa kitap, her şeyden önce “utanmayı” öğretiyor. Utanmayı öğrenmeyenler, banka batıracak, külliyetli rüşvet alacak çeteler kuruyorlar. ” s.93

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir