Ayfer Tunç – Mağara Arkadaşları

Ayfer Tunç, kitaplarını okumaktan, konuşmalarını dinlemekten büyük ilham aldığım yazarlardan birisi. Daha önce okuduğum kitaplarında çok sevdiğim üslubu Mağara Arkadaşlarında beni daha da etkiledi. Yazarın ilk kitaplarından bir olması ve ilk kitaplarından birinde bu şekilde konu ve anlatımı gösteriyor olması benim için hayranlık uyandırıcı. Bu blogda yer alan diğer iki kitabı Aziz Bey Hadisesi ve Taş-Kağıt-Makas kitaplarıyla ilgili yazıları linklerden okuyabilirsiniz. Mağara arkadaşı, ilk baskısı 1996 yılında yayınlanan Mağara Arkadaşları, Ses Tutsağı, Cinnet Bahçesi, Gençlik Sabah Çiyidir,  Küçük Kuyu, Siz ve Şakalarınız, Alafranga İhtiyar, Ara Renkler Grubu isimli sekiz öyküden oluşuyor.
Ayfer Tunç’un sade dili ve insanın yalnızlığı merkezli öyküleri okuru kolayca etkisi altına alıyor. Anlatımdaki yalınlık ve betimleme becerisi sayesinde öykülerin gözünüzde canlanması oldukça kolay. Öykü karakterleri birbirinden farklı yaşlarda, statülerde olsa da genelinde yalnızlığı, acı çekmeyi görmek mümkün.

Öykülerden kısaca bahsetmek gerekirse;

Mağara Arkadaşları‘nda öykünün kahramanı bir apartman. Yedi sayısının özelliği dikkat çekici örneklerle anlatılarak başlanan öykü yedi katlı Ayyıldız Apartmanını konu edinir. Apartmanda yaşayan insanları, birbirleriyle olan ilişkilerini ve yalnızlıklarını anlatır. Sırasıyla her kattaki sakinlerinden bahsedilen apartman’ın bunlardan kurtulma planları yapılır. Son senelerde çok sözünü ettiğimiz mahallelerimizde artık eski güzelliklerin olmadığı fikri bu öykü 1994’te yazılan bu öyküde de kendisine yer bulur. Öykü’nün ismi ile yedi uyuyanlar arasındaki ilişkiye değinilir. Apartman sakinlerinden olan Ayyaş yazarın da bu ilişkiye dayanarak Yedi Uyuyanlar’ı yazmak istemesi de öykünün içerisinde bir alt öykü gibidir. Aslında her bir katta yaşayanların yaşamları birer öykü halinde aktarılır. Bu sebeple birden fazla öykü okumuş gibi oluruz.

Ses Tutsağı‘nda  balkonunda oturuken üst katındaki komşusunun seslerini farketmesiyle birlikte onun yaşantısını hayal etmesi ve onunla iletişime geçmesi anlatılır. Üst komşusu çocuğu sürekli ağlayan bir kadındır. Öykü kahramanı kadının buna dayanamayıp sonunda intihar edeceğini düşünür. Öykünün son bölümünde kadını kurtarmak için odaya girdiğinde ise bambaşka bir ortamla karşılaşır.

Cinnet Bahçesi, bana en farklı gelen öykülerden bir tanesiydi. Anlatım tekniği ve konusuyla oldukça güzel bir öykü. İç dünyasına karşılık bulamadığı bir ortamda cinnet geçiren bir adamın öyküsü. Kahraman hakkındaki bilgiler, bir polis belgesinden okunur gibi anlatılır. Bu anlatımlar alt başlıklar halinde sunulur.

Gençlik Sabah Çiyidir,  İsmin çok çok sevdiğim bir öyküydü. Yaşlılık hallerini anlatan, iki yaşlının birbiriyle konuşması sonrasında canlanan duyguların tebessüm ettirdiği bir öykü. İki yaşlı beraber yeni yıla girecektir. Tam yeni yıla girdiklerinde öykü beklenmedik bir sonla biter. Mutlu devam eden öykü yine bir anda mutsuz edecek bir şekilde sonlandı. Öykünün sonuna şu notu iliştirmişim 🙂 ” Tam hikaye bu sefer beni yanılttı; mutlu bitecek sanarken yine ölümle bitti.”

Küçük Kuyu, Okurken tam da filmi çekilecek bir hikaye dediğim bir öyküydü. Güzeldi. Nefes almak için bir kasabanın pansiyonuna giden adamın pansiyon sahibinin kızıyla olan ilişkisi sebebiyle değişecektir. Güzel kızın kendisine ilgi duyduğunu düşünen kahraman, kızın yabancı konuklara aynı ilgiyle yaklaştığını ve bu güzel kızın ilgisini gören ziyaretçilerin artık sürekli buraya geldiği söylenir.

Siz ve Şakalarınız, Huzur evinde kalan bir kadının yan odasına yerleşen bir beyefendiyle beraber ikinci bahar yaşama ümidi anlatılır. Ancak diğer öyküler gibi bu öyküyü de mutsuz ve yalnız bir son beklemektedir.

Alafranga İhtiyar,  Bir konservatuarda hademelik yaparken klasik batı müziğine tutulan ve hayatının sonrasında bu tutkusu devam eden bir apartman kapıcısının hikayesi. Bu hikayeyi bir gencin ağzından dinleriz.

Ana Renkler Grubu öyküsü, Camgöbeği, Gülkurusu ve Limonküfü isimli üç kısa öyküyü barındırır. Pansiyoncu, bir iç çamaşır satıcısı ve eşi ölünce kendisinin de öldüğünü hisseden bir yalnızın öyküleri.

” ” Keşke böyle olmasaydı her şey..” diye düşündü. “Ya da her şey böyle olsaydı da , ben umarsız olsaydım, olamadım. ” ”  s.30

” Kaçamıyordu insan hayattan. Hiçbir biçimde kaçamıyordu. Mekânlar, eşyalar, şehirler, sokaklar değişiyor ve insan kendinden, hayattan kaçamıyordu. ” s.53

” İçi ölmüş bir insan, bir insanı nasıl öldürebilir ? ” s.91

” Münakaşa etmek bir varoluştu. ” s.110

” Ne garip; insanın eşyaları da, hatıraları gibi yıllar boyunca birikiyor.  ” s.143

” Aşk öyle garip bir histir ki, aklı başında, makul bir insanın asla yapmayacağı şeyleri ancak bir âşık yapar.  ” s.161

” Basit düşler iyidir, insanı yormaz. ” s.209

Leave a Comment