Ayın Kelimesi :Oda

Yılın sonuna yaklaştığımız şu günlerde önceki senelere göre Ayın Kelimesi yazıları daha düzenli ve aksatmadan yazmaya çalıştım. Sondan ikinci ayın yazısı olan bu yazıya kadar da fena gitmedi sanırım. Bu yazıdan sonra sadece Aralık ayının yazısı kalmış olacak ki onu da aksatmadan paylaşabilirim umarım. Bu ayın kelimesi okuduğum ve izlediğim filmin bende uyandırdığı bir kelime oldu: Oda. Uzun süredir yanımda olan defalarca başlamama rağmen bir türlü bitiremediğim Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda  eserine yeniden başlayıp sonunda bitirebildim. Düşündüğümden daha güzel, anlatımı daha akıcı bir eserle karşılaştım. Evet, kitap kadınları anlatıyordu ama bunu yapılan ayrıcalıklara karşı bir kızgınlıkla değil, kadınların anlaşılmasını istercesine ve kadınlara kendinize ait bir oda’nız olsun öğüdünde bulunarak yapıyordu. Bu çıkarımlar bana ayın kelimesi olarak kendim, öz gibi kelimeleri seçmemi düşündürüyordu ki ayın filmi olan Becoming Jane’i izlemem ile beraber ayın kelimesinin Oda olmasına karar verdim.

Becoming Jane filminde de yine bir kadın kahraman gerçekte de yaşamış Jane Austen’in yazar olma, kendine ait bir oda kurmak için yaşadıkları anlatılıyordu. Ayın Kelimesi olarak odayı seçip, ayın filmi ve kitabını da düşününce geçen aylarda Balat’ta evin önünde ipe asılı çamaşırların yanına koyduğu sandalyesine oturmuş genç kızın fotoğrafını getirdi. Görüntü oldukça hoşuma gitmiş, fotoğrafını çekmiş ve instagramda da paylaşmıştım. Son olarak ayın dizeleri için de bakınırken Edip Cansever’in aşağıda okuyabileceğiniz Oda şiirini beğenip; ayın şiiri olarak seçtim.

Ayın kelimesi videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.

Ayın Filmi : Becoming Jane

Ayın Kitabı : Virginia Woolf – Kendine Ait Bir Oda

Ayın Dizeleri : Edip Cansever – Oda

Ben o doğum sancılarıyla kıvranan odamda
Bir süredir hiç kımıldamıyorum
Hiç kımıldamıyorum, dersem, ölümün eskizlerini çiziyorum eskisi gibi
Yüzümün rüzgârıyla oynuyorum arada
Yüzümün rüzgârıyla… bu ufak yolculuk değiştiriyor beni
Bir koltuktan bir başka koltuğa geçiyorum meselâ. Kendimi
Yerlerde sürüyerekten. Yerler ki taş gibi soğuk
Soğuk bir taş kabartmasına benzetiyor gövdemi
Ne zaman – Ben bunu hiç bilmiyorum
O zaman – O zaman mı, bilmiyorum
Eski bir uygarlık kalıntısı gibi
Bir başıma duyuyorum artık yalnızlığımı
Bir başıma duyuyorum artık yalnızlığımı. Ve beni
Bu çağ üstü duyarlık azıcık yatıştırıyor
Ayağa kalkıyorum birden, boşluğa uzatıyorum ellerimi
Mırıldanıyorum sanki ara vermeden
Sesi yitmiş bir tanrının bana diyeceklerini

 

Gün günden odamın şeklini alıyorum
İşliyorum bu iniltili varlığı yeniden
Kim bilir, duyuyorum yazgısını belki de
Kuru bir dal parçasını içinden yiye yiye
Dal olan bir böceğin
O garip yazgısını

Ne ölüme benzer ne ölümsüzlüğe.

 

Ayın Fotoğrafı :

 

 

 

 

Leave a Comment