Friedrich Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Nietzsche’nin en bilindik ve ustalık eseri olarak belirtilen bir kitap. Bir gün okuyacağım diyerek sürekli ertelediğim kitaplardan bir tanesiydi. Okumaya başladığımda başlarda kitaba dahil olma noktasında zorluk yaşasam da otuz kırk sayfa okuduktan sonra bir yolculuğa tanık olacağımın farkına vardım. Yolculuk, yolda olmak teması ilgimi oldukça çeken temalardan birisi. Yolda olmanın güzelliği, bunun bir dert olarak görülüp seçilmesi şüphesiz kitabı benim için daha da ilgi çekici bir hale getirdi.

”  Zerdüşt otuz yaşındayken yurdunu ve yurdunun gölünü bırakarak dağa çekildi. Orada on yıl boyunca bıkmadan, usanmadan ruhunu dinledi. Ama sonunda gönlünde bir değişiklik duydu. Bir gün tan kızıllığında kalktı, güneşin karşısına geçti ve ona şöyle seslendi: “Ey büyük yıldız, aydınlatacak bir şeyin olmasa yazgın ne olurdu? On yıl var ki buraya, mağarama çıkıyorsun. Eğer ben, kartalım ve yılanım olmasaydık ışığından ve yolundan bezerdin. Fakat biz her sabah seni bekledik. Işığının fazlasını aldık ve bunun için seni kutsadık. Bak; ben, fazla bal toplamış arı gibi uzanacak ellere muhtacım. İnsanlar arasında akıllılar deliliklerine, fakirler de zenginliklerine bir defa daha sevininceye kadar armağanlarımı paylaştırmak istiyorum. Bunun için aşağılara inmeliyim. Nasıl ki sen cömert yıldız, akşamları denizin arkasına iniyor ve arka dünyaya ışık götürüyorsan ben de senin gibi, inmek istediğim insanların aralarına inmeliyim. Ey, en büyük mutluluğu bile kıskanmadan görebilen tok göz, beni kutsa. ”

Eser insanın üst insan modeline geçişinin sağlanması gerektiğini, bunun amaçlarını anlatıyor.  Alt başlıklar halinde bir çok konuya değinen Nietzsche, sadece üst insanı tanımlamakla kalmamış, üst insanın oluşması için tüm kaideleri de belirtiyor. Bu düşünsel tanımlama ve konuların anlatımı ise güzel bir üslup ile kitabın okunmasını kolaylaştırarak akıcı bir hale getiriyor. Düşünce dünyamızda faydalı olacak sarsılmalara sebep olabilir. Düşünce dünyamda büyük değişimler olduğunu söyleyemem ama  belli noktalar farkındalık oluşturduğunu söylemem de abartı olmaz.

Çok sayıda alıntı olduğu için yazıyı fazla uzatmadan alıntılara geçiyorum.

” Babanın gizlediği şey, oğlunda açığa çıkar. çok defa oğul, babanın açığa çıkmış sırrıdır.”

”  Yalnızlıkta iken bir deniz içindeymiş gibi yaşıyordun ve deniz seni taşıyordu. Şimdi ne yazık ki karaya çıkmak istiyorsun. Ne yazık ki gövdeni yine kendin sürüklemek istiyorsun.” ”

”  Öyle ise hazinelerini kabul ettirmeye bak. Onlar yalnızlığa çekilenlere karşı güvensizdir ve bizim, armağan vermek için geldiğimize inanmazlar. Bizim, sokaklardaki adımlarımız onlara çok sessiz gelir. Gece, güneşin doğmasından çok önce, yataktayken, bir adamın ayak sesini işitseler. ”

”  Zerdüşt bu sözleri söyledikten sonra yine halka baktı ve sustu; kendi kendine: “Orada duruyorlar ve gülüyorlar; beni anlamıyorlar, ben bu kulaklara uyan ağız değilim.” dedi ”

”  Herkes aynı şeyi ister, herkes birdir. Başka bir şey isteyen, kendi arzusuyla tımarhaneye gider. ”

” onun sözünü kesmişti: “Ah Zerdüşt” diyorlardı “bu son insanları bize ver, bizi bu son insanlardan yap. ‘İnsanüstü’ senin olsun.” Bütün halk, çılgın bir neşe içinde ağızlarını şapırdatıyordu. Fakat Zerdüşt kederlendi ve kendine şöyle dedi: “Beni anlamıyorlar, ben bu kulaklara uyan ağız değilim. Sanırım dağda çok fazla kalmışım. Irmakların ve ağaçların sesini çok fazla dinlemişim. ”

”  Delikanlı bir kez daha “Evet kötülüğe!” diye bağırdı. “Zerdüşt, sen doğru söylüyorsun. Yükseklere çıkmak istediğim zamandan beri artık kendime güvenemiyorum. Artık kimse bana güvenmiyor. Bu nasıl oluyor? Ben hızla değişiyorum. Bugünüm dünümle zıt düşüyor. ”

”  Hayata olan sevginiz en yüksek ümidinize olan sevginiz olsun. Ve en yüksek ümidiniz, en yüksek hayat düşünceniz olsun. ”

”  Devlet nedir? Pekâlâ; şimdi kulak verin. Çünkü size ulusların ölümünden bahsedeceğim. Bütün soğuk maddelerin en soğuğunun adı devlettir. Onun yalanı da soğuktur. Ve ağzından şu yalan sızar: “Ben devlet, ben halkım.” ”

”  Kötü bütün zehir içenlerin bulunduğu yere, devlet derim. İyi ve kötü herkesin kendisini kaybettiği yere devlet derim. Herkesin yavaş yavaş ölümüne, hayat denildiği yere devlet derim.

”  Halk, büyükten pek anlamaz. Büyük, yaratıcıdır. Oysaki halk yalnız büyük davaların göstericilerini ve artistlerini tanır. Dünya, yeni değerler yaratanların etrafında döner. Görünmeden döner. Oysaki halk ve şöhret artistlerin etrafında döner. Dünyanın gidişi böyledir. Artistin zekâsı vardır. Fakat zekânın vicdanı zayıftır. O daima en çok inandırabileceği şeye inanır. ”

”  Fakat zaman onları baskı altına alır, böylece seni baskı altına alırlar ve senden de bir evet ve hayır isterler. Yazık, bu ‘leh’ ve ‘aleyh’ arasında mı yer almak istiyorsun?  ”

”  Azgın bir dişinin rüyasına girmektense bir katilin eline düşmek daha iyi değil mi? Ve şu erkeklere de bakın; gözlerinden, dünyada bir kadınla yatmaktan daha iyi bir şey olmadığı okunuyor. Ruhlarının dibi bataklık! Bataklıklarının bir de zekâsı varsa, ne yazık ”

”  Kadın da pek uzun zaman köle olarak saklandı. Onun için kadın dostluğu bilmez. O, yalnız aşkı tanır. Kadının aşkında sevmediği her şeye karşı haksızlık ve körlük vardır. ”

”  Bazı adamlara, elini değil, yalnız pençeni uzatmalısın. Ve isterim ki pençenin tırnakları da olsun. Fakat; rast gelebileceğin en kötü düşman, bizzat kendin olacaksın. Bizzat sen, mağaralarda ve ormanlarda kendini izlersin. Yalnızsan, kendine giden yolu yürüyorsun. Fakat bu yol, kendine ve yedi şeytanına uğrar. ”

”  İhtiyar kadının dediğini kabul ettim. Ve ona şöyle dedim: “Kadında her şey bir bilmecedir. Ve kadında her şeyin bir tek hal noktası vardır. Bu, gebeliktir. Erkek, kadın için bir araçtır. Amaç daima çocuktur. Fakat kadın, erkek için nedir? Gerçek erkek iki şey ister: ‘Tehlike ve oyun!’ Onun için kadını, en tehlikeli bir oyuncak olduğu için ister. Erkeği savaşa karşı eğitmeli. Ve kadını, savaşanı dinlendirmeye. Başka türlüsü deliliktir. ”

” Çünkü çekersin, fakat kendinde tutacak kadar kuvvetli değilsin.” Erkeğin mutluluğu, “Ben isterim” der. Kadının mutluluğu, “O istiyor,” der. “Bak, şimdi dünya ne eşsiz.” Bütün sevgisiyle boyun eğen kadın böyle düşünür. Kadın boyun eğmeli. Ve sığlığına bir derinlik aramalı. Kadının ruhu sığdır. Sığ bir su üstünde, hareketli, çılgın bir zardır. Erkeğin ruhu ise derindir. Onun nehri, yeraltı mağaralarında çağlar. Kadın onun kuvvetini sever, fakat anlayamaz.” ”

”  Ve size sövenlere iyilik yapmanız, hoşuma gitmez. Siz de biraz sövün daha iyi. Ve size büyük bir haksızlık yapıldığında hemen buna beş küçük haksızlık ekleyin. Yalnız, haksızlıklarla ezilen adamı seyretmek kötüdür. ”

” Yalnız adam, bir derin göl gibidir. İçine bir taş atmak kolaydır. Fakat taş dibine kadar çökerse, söyleyin, kim onu çıkarabilir? Yalnıza hakaret etmekten çekinin. Fakat bunu yaparsanız artık onu öldürün.”

”  Şu adam, bana olgun ve dünyanın anlamını kavramaya yetkin göründü. Fakat karısını görünce dünyayı bir tımarhane sandım. Evet ben isterdim ki bir azizle bir kaz çiftleştikleri zaman dünya sarsıntıyla çırpınsın. Şu adam, bir kahraman gibi gerçekleri aradı. Ve sonunda küçük ve süslü bir yalan yakaladı. Buna “evliliğim” diyor. Şu adam, ilişkilerinde pek çekingen ve çok güç beğenirdi. Fakat birdenbire sonsuz olarak derneğini bozdu. Buna “evliliğim” diyor. Şu adam, melek erdemlerine sahip bir hizmetçi arıyordu. Fakat birdenbire bir kadının hizmetçisi oluverdi. Şimdi yalnız bir melek olması kaldı! ”

”  Biraz da kendinizden ötesi için sevin. Böyle sevmeyi öğrenin. Bunun için aşkınızın acı kadehini içmelisiniz. En iyi aşkın kadehinde bile acılık vardır. Böylece ‘İnsanüstü’ne sıcaklık getirir. Böylece yaratıcı, sana susuzluk verir. ”

”  Fakat hiçbir zaman, zamanında yaşayamayan, zamanında nasıl ölsün? Keşke hiç doğmasaydı. Gereksiz kişilere bunu öneririm. ”

”  Bir ağızın artık her gerçeği söylemeye hakkı yoktur. Şöhret sahibi olmak isteyenler tam zamanında şereften ayrılmalı. Ve “Zamanında gitmek!” güç hünerini göstermeli. ”

”  Olgun erkekte delikanlıdan fazla çocukluk ve daha az gam vardır; ölüm ve dirimi daha iyi anlar. ”

”   tarafınızdan değer biçilmeli. Bunun için savaşan olmalısınız. Bunun için yaratıcı olmalısınız. Vücut, bilerek temizlenir. Bilgi ve deneyim ile yükselir. İdrak edenin bütün içgüdüleri kutsallaşır. Ve yükselenin ruhu şen olur. ”

”  Henüz kendinizi aramadığınız bir zamanda beni buldunuz. Bütün müminler böyle yapar. Onun için bütün imanların aslı yoktur. ”

”  Şimdi size beni kaybetmenizi ve kendinizi bulmanızı öneriyorum. Ve ancak hepiniz, beni, inkâr ettikten sonra size dönmek istiyorum. ”

”  Hisseden her şey, bendeki acıyı çeker ve tutsaklık içindedir. Fakat iradem bana hep kurtarıcı ve sevinç getirici olarak gelir. İrade kurtarır! İrade ve özgürlük hakkında en doğru inanç budur. Zerdüşt size böyle öğretiyor. Artık istememek, artık değer biçememek, artık yaratmamak: Ah, bu büyük yorgunluk bana daima uzak kalsın! ”

”  İnsan, aşılması gereken bir şeydir. ”

”   Kendi kendinin acısını çekene artık başka kurtuluş yoktur. ”

”   Kötülükleriniz değil birçok iyilikleriniz bana bulantı veriyor. ”

”  Aşkta daima biraz cinnet vardır. Fakat cinnette de her zaman biraz akıl vardır. ”

”  Zerdüşt dünya üzerinde iyi ve kötüden daha büyük kuvvet bulamadı.”

”  insanlığın hedefi olmayınca bizzat kendisi de yok değil midir?”

”  Ruhunuz ve erdeminiz evrenin amacına hizmet etmeli kardeşlerim. Ve her şeye yeniden sizin. ”

”  Fakat en kötüsü küçük düşüncelerdir. Gerçekten, kötülük yapmak, küçük düşünmekten daha hayırlıdır. Ama siz, “Küçük kötülüklerin verdiği zevk bizi nice büyük kötülüklerden alıkoyuyor.” dersiniz, fakat bu işte tasarruf etmek istememeli. Kötü eylem bir çıban gibidir. Kaşınır ve patlar. O içten konuşur. “Bak ben hastalığın kendisiyim.” kötü eylem böyle der. Bu onun namuskârlığıdır. Fakat küçük düşünce mantara benzer! Sokulur, bükülür ve hiçbir yerde olmak istemez. Küçük mantarlar yüzünden bütün vücut, sararıp soluncaya kadar! ”

”  Dertli bir dostun varsa onun dertlerine bir dinlenme yatağı ol. Ama sert bir asker yatağı! Onun en çok böyle işine yararsın. Ve bir dost sana kötülük yaparsa ona şöyle de; “Bana yaptığını sana bağışlıyorum. Fakat kendine yaptığını ben nasıl bağışlayayım?” Her büyük sevgi böyle konuşur. O affı da, acımayı da yener.”

” Bazıları var ki, “erdem gereklidir” demeye erdem derler. Fakat gerçekte polise gerek olduğuna inanırlar. ”

” Siz denizde oynuyordunuz, dalga geldi oyuncaklarınızı batırdı. Şimdi ağlıyorsunuz. Fakat bu dalga size yeni oyuncaklar getirecek ve önünüze yeni renkli kabuklar dökecek. Bununla teselli bulacaklar. Onlar gibi, siz de dostlarım, tesellinizi ve renkli kabuklarınızı bulacaksınız. ”

” Kıskançlıklarının işareti şudur; daima aşırı giderler. Öyle ki; yorgunlukları sonunda, kar üzerinde uyumaya mecbur olurlar. ”

” Adaletten, haktan çok bahsedenlere güvenmeyin. Gerçekten, ruhlarının eksiği yalnız bal değildir. Kendilerine iyiler ve adiller, diyorlarsa da unutmayınız ki, ‘ikiyüzlü’ olmaları için iktidardan başka bir eksikleri yoktur. ”

” İçimde bir sevme isteği var ki aşkın dilini konuşuyor. Ben ışığım, keşke gece olsaydım! Ama ışıkla çevrili olmak benim yalnızlığımdır. ”

” Düşmanlarıma şunu demek isterim; “Sizin bana yaptıklarınız karşısında adam öldürme hiç kalır. Bana bütün ölümlerin en kötüsünü reva gördünüz. Bir daha yerine konmaz şeylerimi aldınız. Düşmanlarım, size böyle diyorum! ”

”  Gençliğimin hayallerini ve sevimli büyülerini öldürdünüz. Oyun arkadaşlarımı, o aziz ruhları aldınız.”

”  Evet, o kendine emir verdiği zaman emrin cezasını çekmeye mecburdur. O, kendi yasasının hâkimi, intikam alanı ve kurbanı olmaya mecburdur. “Bu neden böyle oldu?” diye kendime sordum. Canlıyı boyun eğmeye, emretmeye ve emrederken buyruğa uymaya kandıran şey nedir? Sözümü dinleyin yiyiciler, acaba hayatın sırlarını çözüp köklerine ulaşabiliyor muyuz? Canlının bulunduğu her yerde kudret iradesi buldum. Ve hizmetçinin iradesinde de efendi olmak arzusunu buldum. Daha zayıfın, daha güçlüye hizmet etmesi için, zayıfın iradesi kendinden daha zayıfa hâkim olmaya ikna eder. Fakat o bu isteğe sahip çıkmaz. Küçük, büyüğün buyruğuna uyarken daha küçüğüne hâkim olmanın keyfini taşır. En büyük de kudret iradesi uğruna canına kıyar. ”

” Şu noktayı reddedeceğime, ölmeyi tercih ederim! Nerede aşağılama ve yaprak dökümü varsa orada hayat kendini kudret uğruna feda eder.”

” Onlar temiz de değillerdi. Derin görünsün diye, bütün sularını bulandırmışlardır. Ve böylelikle barıştırıcı görünmek istediler. Fakat bence aracı ve karıştırıcıdırlar. Yarım ve pistirler. ”

” Şairin ruhu seyirci ister. İsterse seyirci manda olsun. ”

” bundan sonra sustu ve susması uzun sürdü. Fakat susuşu bana ağır geldi. Çünkü bu durumda iki kişi tek kişiden daha yalnızdır. ”

” İnsanlık doğalı insan çok az sevinmiştir. Atalardan kalma tek günahımız budur! ”

” İnsan, kalbini sıkı tutmalı. Çünkü o, elden kaçırılırsa kafa da çabuk kaybedilir. ”

” Babanın gizlediği şey, oğlunda açığa çıkar. Çok defa oğul, babanın açığa çıkmış sırrıdır. ”

” Yaşam bana şu sırrını verdi; “Bak, ben kendini daima yenmeye mecbur olanım.” ”

” Kendinize ve bedeninize inanmaya cüret edin. Kendine inanmayan, daima yalan söyler. ”

” Dünya, yeni şamatalar kâşifinin değil, yeni değerler bulanın etrafında döner, sessiz döner. ”

” Çok şey görmek için dikkatini kendinden uzaklaştırmak şarttır. ”

deliydi. Çünkü Zerdüşt onun sözlerinden bir şeyler öğrenmişti ve onun hikmet hazinesinden bazı şeyler edinmişti. Deli, Zerdüşt’e şöyle dedi: “Zerdüşt, burası büyükşehir; burada arayacak bir şeyin yok, burada her şeyi kaybedebilirsin. Bu bataklığa niçin dalmak istiyorsun? Şehir kapısına tükürüp geri dönsen daha iyi! Burası yalnız düşüncelerinin cehennemidir. Burada büyük fikirler canlı canlı kızartılır ve parçalanarak pişirilir. Burada bütün büyük duygular çürür. Burada yalnız kuru duygucuklar takırdar. Ruhunun mezbahaları ile fırınlarının kokusunu almıyor musun? Öldürülmüş ruhların kokuları yayılmıyor mu? Ruhların kirli paçavralar gibi asıldıklarını görmüyor musun? Onlar bu paçavralardan gazete yaparlar. Ruhun burada söz haline geldiğini duymuyor musun? İğrenç söz bulaşıkları! Onlar bu söz bulaşıklarından gazete de yaparlar. Birbirlerini koştururlar ve nereye gideceklerini bilmezler. Birbirlerini kızdırırlar, altınlarını şakırdatırlar. Soğukturlar, ısınmak için kaynamış su ararlar. Isındıkları zaman donmuş ruhlarla serinlemek isterler. Kamuoyu yüzünden hepsi acılı ve saralıdır. Burada her türlü kötülük ve günah var, fakat erdemliler de var; yapmacık erdem! Tembelce yazıp çizen ellerinin, oturmaya ve beklemeye yarayan kaba etlerinin, uydurma bebeklerle kutsandığı yapmacık erdem! Burada sürülen tanrısı için birçok dindarlık, kandırmaca, avutmaca, dindarane tükürük yalama ve ikiyüzlülük var. Yıldız ve tanrının bağışlama tükürüğü, yukardan aşağıya damlar. Yıldızdan yoksun her göğüs yukarılara böyle özlem çeker. Ayın halesi vardır ve halenin gölgesi vardır. Dilenci sürüsü ve yapmacık erdem, saraydan gelen her şeye tapar. ‘Ben hizmetçiyim, sen hizmetçisin, biz hizmetçiyiz.’ Yapmacık erdem, hükümdarına böyle tapar. Ufak göğsüne bir nişan kazanmak için, hak ettiği nişan göğsüne takılsın diye. Fakat ay en büyük olan şeyin etrafında döner. Hükümdar da en geçici şeylerin etrafında döner. Bu ise bezirgânın altınıdır. ”

” Bir yer ki artık orada sevemiyoruz, oradan geçip gitmeli!’ ”

” Gerçekten, kendi kendini sevmeyi öğrenmek, bugünden yarına oluverecek bir iş değildir. Aksine bütün sanatların en zoru, en incesi ve en çok sabır isteyenidir. ”

”  Her şeyden tat almak isteyen yetinmecilik! En yüksek zevk bu değildir. Ben evet ve hayır demesini bilen ve ağzının tadını bilen damakları ve mideleri severim. ”

”  Kendini yönetemeyen, boyun eğmelidir. Bazıları kendilerini yönetebilirler. Fakat kendilerine boyun eğebilmeleri için çok eksikleri vardır. 5 Soylu ruhların tarzı budur. Onlar hiçbir şeyi bedavadan istemezler, hele hayatı! Halk tabakasından olan, amaçsız yaşamak ister. Fakat biz, bize verilmiş olan hayata karşılık ne verebileceğimizi düşünürüz! ”

”  Şerefiniz, soy sopunuzdan değil, gideceğiniz yoldan gelmeli. Sizi geçmek isteyen iradeniz ve adımlarınız. Yeni şerefiniz bu olmalı! ”

”  Kardeşlerim, yorgunluğun yarattığı levhalar vardır. Tembelliğin yarattığı levhalar vardır. Bunlar aynı şeyi söyleseler de farklı dinlenmek isterler… Şu alçağa bakın! Hedefine az bir uzaklık kalmıştır, fakat yorgunluktan inatla kuma yatmıştır bu yiğit! ”

” Kin beslenecek düşmanlarınız olmalı. Fakat hakarete değer düşmanlarınız olmamalı. Düşmanlarınızla gurur duymalısınız. Bir zamanlar bunu öğrettim. ”

”  Kardeşlerim, daha değerli düşmanlar için kendinizi saklayın. Onun için çok düşmanların önünden geçip gidin. Hele ulustan, uluslardan söz eden sokak takımını, bir tarafa bırakın. Onların leh ve aleyhteki fikirlerine aldırmayın. Çok haksızlık vardır. Bunları seyreden, öfkelenir.”

”  Erkek savaşa elverişli, kadın doğurgan olmalı. Ve her ikisi kafalarıyla ve bacaklarıyla iyi dans etmeli. Bir defa olsun dans etmeden geçirilen günü kaybolmuş saymalıyız. Bir gerçek ki içinde kahkaha yoktur, bize yalan gelmeli. ”

”   Uygunsuz evlileri en kötü kindarlar olarak buldum. Onlar artık yalnız olmadıklarının intikamını bütün dünyadan almak isterler. ”

”   Bir zamanlar adi kömür, elmasa demiş ki, “Sen niye bu kadar sertsin? Yakın akraba değil miyiz?” Kardeşlerim, ben de size soruyorum: Neden bu kadar yumuşaksınız, benim kardeşlerim değil misiniz? Neden bu kadar yumuşaksınız, neden bu kadar kaçamaklı ve uysalsınız? Neden kalplerinizde bu kadar inkâr ve yalanlama var. Neden bakışlarınızda bu kadar az yazgı var? ”

”  Sözümü söyledim ve bu sözüm yüzünden harcanacağım: Benim yazgımın gereği bu. Haberci olarak, boş yere harcanacağım. ”

Hikaye

”  Bütün sözler ağırlar için değil midir? Hafifler için bütün kelimeler yalancı değil midir? Şarkı söyle; konuşma artık! ”

”  Hepsi bir, hiçbir şeyin değeri yok, dünya anlamsız! Bilmek, adamı boğar.” ”

”  Aklımın vicdanı benden onu ister ki bir şeyi bileyim başka hiçbir şey bilmeyeyim! Her yarım bilgi; uçuşan, hayale dalan her şey beni tiksindirir. ”

”  Teslim olmaktansa perişanlığa düşün daha iyi. Ve gerçek! Ey yüksek insanlar, bugün yaşamayı bilmeyişinize seviniyorum. Çünkü bu şekilde en iyi yaşamış oluyorsunuz. ”

”  Büyüklük araman sana şeref verir. Fakat sana ihanet de eder. “

Leave a Comment