George Orwell – Neden Yazıyorum*

George Orwell, Hayvan Çiftliği ve 1984 romanları ile dünyaca üne sahip bir yazar.  Bu üne sahip ve okuduğum kadarıyla da son derece güzel eserlere sahip olan bu yazarın Neden Yazıyorum? sorusuna vereceği cevaplar haliyle ilgimi çekti. Bu amaçla kitabı edindim. Başlarda bu soruya net cevaplar yazsa da kitap bu sorunun cevabı ile birlikte başka konulara da değinen denemelerden oluşuyor. Huzurlu geçmemiş çocukluğu, babasızlık, okulda yaşadığı problemler ve yalnızlık hislerinin onu nasıl yazmaya ittiğini anlatan George Orwell, çocukluğunun erken yaşlarından itibaren yazar olacağını bildiğini başlangıçtaki şu cümleler ile ifade ediyor. ” Oldukça erken bir yaştan, belki beş ya da altı yaşından itibaren büyüyünce yazar olmam gerektiğini biliyorum. On yedi ile yirmi dört yaşlarım arasında bu fikirden caymaya çalıştıysam da, bunu yaparken esas doğama zulmettiğimin ve er ya da geç yola gelip kitap yazmam gerektiğinin bilincindeydim. ” Yazar, erken dönemde yaşanan bu tür zorluk ve sıkıntıların yazarlığa yönelimde oldukça etkili olduğu ifade ediyor.  Ve ilk bölümde bu cümlelerin devamında bir insanı yazmaya iten dört temel dürtüden bahsediyor.

“Geçimini sağlama gereksinimin bir kenara bıraktığımızda yazmayı (en azından nesir yazmayı) sağlayan dört temel dürtü vardır. Bu dürtüler, her yazarın içinde farklı derecelerde bulunur ve ölçüleri her yazarda zamana ve içinde bulunduğu ortama göre değişir. Bunları şöyle değerlendirebiliriz: … Katıksız egoizm, … Estetik coşku, … Tarihsel itki, … Politik amaçlar. ”  s.10

” Kitap yazmaya koyulduğumda, kendime, “bir sanat eseri üreteceğim” demiyorum. Yazmak istiyorum, çünkü ortaya çıkarmak istediğim bir yalan, dikkat çekmek istediğim bir olgu var ve başlangıçtaki kaygım, sesimi duyurmak.”

Yazar birinci bölümde bu soruya cevap verdikten sonra ikinci ve üçüncü bölümlerde İngiltere’nin tarihi, faşizm, Hitler dünyası, kapitalizm üzerine fikirlerini paylaşıyor. Bu bölümde yazar, çokça Hitler ve dönemin politik şahıslarından bahsetmektedir. Yazar politik bir yazar olduğunu belirtirken her yazarın politik bir düşünceyle yazdığını iddia ediyor. Politik olmayan yazılar yazmaya çalıştığında ise istediği şekilde yazamadığını şu cümleler ile ifade ediyor.

” Ve dönüp eserlerime baktığımda, politik bir amacım olmayınca hep ruhsuz kitaplar yazdığımı ve ağdalı pasajlara, anlamsız cümlelere, süslü sıfatlara ve genel olarak saçmalığa kapıldığımı görüyorum.”

Yazar tüm bu politik, toplumsal olayları anlattıktan sonra dördüncü ve beşinci bölümde ise iki hikaye ile kitabı sonlandırıyor. Bu iki hikayede yazar toplumdan soyutlanmadan bahseder.

“İnsanların büyük çoğunluğu aşırı bencil değildir. Otuz yaşından sonra, birey olma hissini neredeyse tamamıyla terk eder ve genellikle başkaları için yaşar, veya sadece ağır işlerin altında ezilirler. Ancak bir de, sonuna dek kendi hayatlarını yaşamakta kararlı olan iradeli ve yetenekli insanlardan oluşan bir azınlık vardır ve yazarlar bu sınıfa dahildir. ” s.11

” Bir kez daha söylüyorum: Hiçbir kitap politik eğilimlerden gerçekten bağımsız değildir. Sanatın politikayla hiçbir ilgisinin olmaması gerektiği fikrinin kendisi de politik bir tutumdur. ” s.11

Mutlu bir papaz olabilirdim
İki yüz yıl önce
Tanrı’nın hükmü hakkında vaaz vermek
Ve cevizlerimin büyümesini izlemek üzere;
Ama yazık  ki doğdum şeytani bir çağda,
Kaçırdım o  hoş sığınağı,
Zira üst dudağımın üstünde tüy bitti
Ve tüm ruhban sinekkaydı.
Ve sonra hala zaman iyi zamandı,
Ne kadar da kolay tatmin oluyorduk,
Dertli düşüncelerimizi sallayıp uyuttuk
Ağaçların koynunda.
Hepimiz de cahil, cüret ettik
Şimdi gizlediğim hazlara sahip olmaya;
Elma dalındaki yeşil ispinoz
Düşmanlarımı titretebilirdi.
Ama kızların belleri ve şeftalileri,
Gölgeli bir akıntıda sazab,
Atlar, şafak vakti uçan ördekler,
Tüm bunlar bir hayal.
Yasak tekrar hayal kurmak;
Hazlarımızı sakatlıyor ya da saklıyoruz:
Atlar krom çeliğinden yapılmış
Ve onlara küçük şişman adamlar binecek.
Asla  dönmemiş olan helezonum ben,
Haremi olmayan harem ağası;
Rahiple komiser arasında
Yürüyorum Eugene Aram gibi;
Ve komiser falıma bakıyor
Radyo çalarken,
Fakat rahip bir Austin Seven söz verdi,
Çünkü Duggie hep öder.
Rüyamda mermer salonlarda oturduğumu gördüm,
Ve uyanıp gerçek olduğunu keşfettim;
Böyle bir çağ için doğmamıştım;
Ya Smith? Ya Jones? Ya sen? ” s.13

” Kitap yazmaya koyulduğumda, kendime “bir sanat eseri üreteceğim,” demiyorum. Yazmak istiyorum, çünkü ortaya çıkarmak istediğim bir olgu var ve başlangıçtaki kaygım, sesimi duyurmak.  ” s.14

Hayvan Çiftliği,  ne yaptığımın tamamen bilincinde olarak politik ve sanatsal amaçları bir bütünde kaynaştırdığım ilk kitaptı. ” s.15

“ Yedi yıldır roman yazmıyorum, fakat çok yakında bir tane daha yazmayı umu­yorum. O da bir başarısızlık olmaya mahkum. Her kitap bir başarısızlıktır, fakat ne tür bir kitap yazmak istediğimi açık bir biçimde biliyorum. Dönüp son birkaç sayfaya baktığımda, sanki yazma dürtüm sadece toplum yararına odaklanan türdenmiş gibi gösterdiği­mi görüyorum. Bıraktığım son izlenim bu olsun istemem. Tüm yazarlar kibirli, bencil ve tembeldir ve dürtülerinin altında bir gizem yatar. Kitap yazmak, acı verici bir hastalığın uzun süren nöbetleri gibi insanı bitiren korkunç bir mücadeledir. Ne karşı koyabileceği ne de anlayabileceği bir iblis tarafından itilmese, insan asla böyle bir işe kalkışmazdı. Biliyoruz ki, bu iblis, her­keste, bir bebeğin ilgi çekmek için ciyak ciyak ağlamasına yol açan içgüdünün aynısıdır. Fakat yine de, sürekli kendi kişiliği­ni gizleme mücadelesi vermediği sürece insanın okunabilir hiç­bir şey yazamayacağı da doğrudur. İyi nesir, pencere camına benzer. Hangi dürtülerimin daha güçlü olduğunu kesin olarak söyleyemem, fakat hangilerinin peşine düşülmesi gerektiğini biliyorum. Ve dönüp eserlerime baktığımda, politik bir amacım olmayınca hep ruhsuz kitaplar yazdığımı ve ağdalı pasajlara, anlamsız cümlelere, süslü sıfatlara ve genel olarak saçmalığa kapıldığımı görüyorum.” s.15

” Kitap yazmak, acı verici bir hastalığın uzun süren nöbetleri gibi insanı bitiren korkunç bir mücadeledir.  ” s. 15

” sürekli kendi kişiliğini gizleme mücadelesi vermediği sürece insanın okunabilir hiç bir şey yazamayacağı da doğrudur. ” s.16

” dönüp eserlerime baktığımda, politik bir amacım olmayınca hep ruhsuz kitaplar yazdığımı ve ağdalı pasajlara, anlamsız cümlelere, süslü sıfatlara ve genel olarak saçmalığa kapıldığımı görüyorum.   ” s.16

” Vatanseverliğin ve ulusal bağlılığın karşı konulmaz gücünün farkına varmadığı sürece, insan modern dünyayı olduğu gibi görmeyi başaramaz ” s.18

” Ordusunun geçit töreni adımları, bir ülkenin toplumsal ortamını anlamak için hızlı ama bayağı emin bir rehberdir. ” s.25

” Herkes, zenginler için bir yasa, yoksullar içinse başak bir yasa olduğunu biliyor. ” s.26

” Sosyal konutta yaşayan bir insanın, görüşleri açısından, varoşta büyüyen bir kişiye göre daha orta sınıf olması muhtemel, hatta görünür şekilde öyle. ” s.46

 

 

Leave a Comment