Görme Biçimleri – John Berger

John Berger 1926 Londra doğumlu. İngilizce yazan etkili sanat eleştirmenlerinden biri olan Berger, ayrıca roman yazarı ve ressam olarak da tanınıyor.

Görme Biçimleri kitabı BBC’de yayınlanan Görme Biçimleri adlı dizi konuşmalarının derlenip toparlanmış halidir. Kitap yedi denemeden oluşmuştur. Denemelerin dördünde hem sözcükler hem de imgeler, üçünde yalnız imgeler kullanılmıştır. Kitabın amacının bir sorular süreci başlatmak olduğu söylenen kitapta kitabı tamamlamayı okurun kendisine bırakıyoruz denmektedir. Sanat alanında ders kitabı olarak da okutulan kitapta görme, kadın ve erkekler üzerine ifadeler, yağlı boya resimlerden günümüze kadar süregelen reklamdan ve reklamın amaçlarından bahsedilmektedir.

İlk denemesinde “ Görme konuşmadan önce gelmiştir.  ” diyerek başlayan kitap insanın gördüğü üzerine konuştuğunu söyler. Bu cümleye ispat niteliğinde dört nesne ve altlarında nesnelerden ilgisiz dört kelime olan Magritte’nün Düşlerin Anahtarı isimli resmini gösterir. Resme baktığımızda kelimeler değil de nesnelerin anlamı beliriyor aklımızda. Bu sebeple bir sanat eserinde imgelerin çokluğunun sanatçının görüşlerini anlamamıza kolaylık sağlayacağı ifade edilir. “ Yapıt ne denli imgelem yüklü olursa biz de sanatçının görünenleri algılayışına o denli derinden katılırız.”

Berger’a göre düşündüğümüz ve inandığımız şeyler, o nesneye, duruma bakışımızı etkiler. Bu sebeple  etrafımızdaki şeyleri tamamen objektif bir gözle göremeyiz. Bunun sonucunda gördüğümüz şeyi başkalarına anlatırken orada sunduğumuz şey, kişisel görüşümüz olur.

Kitabın üçüncü denemesinde  erkek ve kadın üzerine görüşlere yer verilir. Görsel alanda kadın ve erkeğin temsil şekilleri bu şekiller üzerine görüşler geniş bir şekilde ele alınır.  Erkek ve kadının yaratılışında olan farklılıklardan bahseder.

“ Erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa  göründükleri gibidirler. Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. Bu durum, yalnız erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirler. Kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır. ”

Erkeklerin şişirilerek tablolarda gösterilmesinin bir sonucu olarak 16. Yy’dan itibaren kadın bedeninin sergilendiği tabloların işleviyle ilgili şöyle bir analiz yapıyor.

“ Devlet adamları, işadamları böyle resimlerin altında yapıyorlardı iş tartışmalarını. İçlerinden birisi yenik düştüğünü hissettiği zaman avunmak için başını kaldırıp resimlere bakıyordu. Resimde gördükleri ona erkek olduğunu bir kez daha anımsatıyordu.  ”

  1. yy resimlerinin incelendiği beşinci denemede resimlerde yoksulların dişleri gözükecek kadar mutlu oldukları, zenginlerin ise gülümsemediklerine dikkat çeker. Yoksulların gülüşünün sebebi olarak “ Varlıklara gülümsüyorlar ” denir. Ve şu çıkarımda bulunulur. “ Yoksullar mutludurlar; varlıklılar dünya için bir umut kaynağıdır. ”

Kitabın altıncı denemesinden itibaren reklamlar konusuna dair görüşler ifade edilir. Reklamların seyircinin reklamı yapılan ürünü alarak kendisini daha iyi, güzel yapacağını söyler. Seyirci alıcının, ürünü edindiği zaman erişeceği durumuna bakarak kendini kıskanması beklenir O ürünle, başkalarının kıskanacağı bir nesne durumuna dönüştüğünü düşünmesi amaçlanır Bu kıskançlık, onda kendini beğenme duygusunu güçlendirecektir.

“Reklam imgesi alıcıdan, aslında onun kendisine karşı duyduğu sevgiyi çalar; sonra da bu sevgiyi ona, alacağı ürünün fiyatına yeniden satar.”

gormebicimleri

Reklamlarla sunulan nesneyi satın alarak kendimizi değiştirmemiz ve daha iyi olacağımız söylenir.

“ Reklamın insanlara özgür seçme hakkı verdiği sanılır. Reklamlarda bir tür ürünün, bir firmanın öbürüyle yarıştığı doğrudur; ne var ki her reklam imgesinin öbürünü güçlendirdiği, hızlandırdığı da doğrudur. Reklamlar yalnızca birbiriyle yarışa bir mesajlar topluluğu değildir. Reklam hep o aynı hiç değişmeyen o genel öneriyi yapmak için kendi başına kullanılan bir dildir. Reklamlarda şu kremle bu krem, şu arabayla bu araba arasında bir seçme yapmaya çağrılırız; oysa dizgeseke olarak ele alındıklarında reklamlar bir tek şeyi önerir her zaman. Reklamlarla her birimize bir nesne daha satın alarak kendimizi ya da yaşamlarımızı değiştirmemiz önerilir. Aldığınız bu yeni nesne der reklam, sizi bir bakıma daha zenginleştirecektir –aslında o nesneyi almak için para harcayarak biraz daha yoksullaşacak olsanız bile! ”

“ Reklamların pek girmediği yerler yalnızca çok zenginlerin çevreleridir; onlar da zaten paralarını kendilerine saklarlar. Bütün reklamlar huzursuzluk duygusunu işler. Her şey paraya dayanır; parayı ele geçirmek huzursuzluğu yenmek demektir.Reklamın dayandığı temel huzursuzluk şu korkudan doğar. Hiçbir şeyin yoksa sen de hiç olursun. Para yaşamdır. Parasız açlıktan öleceksiniz demek değildir bu. Anamalın insana, başka bir sınıfın tüm yaşamı üzerinde egemenli sağlaması demek de değildir. Paranın her türlü insan yeteneğini gösteren bir şey, bunlara giden yolu açan bir anahtar olması demektir. Para harcama gücü, yaşama gücüyle bir tutulur. Reklamlarda anlatılan masallara bakılırsa, para harcama gücü olmayanları gerçekten kimse  sevmez. Para harcama gücü olanlarsa sevilir.”

“ Reklamlar inanılır oluyor çünkü burada söylenenlerin doğruluğu, söz verilen şeylerin gerçekeleşebilirliğinden değil, uyandırdığı düşlerin seyirci alıcının düşleriyle çakışmasından doğuyor. Reklam temelde gerçeğe değil, düşlere dayanıyor. ”

“ İş saatlerinin anlamsız, sonugelmez sürgitliğ, düşlenen bir gelecekle ‘dengelenir’ ; gelecekte girişilecek düşsel etkinlikler o andaki edilginliğin yerini doldurur. O kadın ya da erkek işçi, düşlerinde gerçek tüketici olur. Çalışan ben, tüketen beni kıskanır.”

 

“ Geçmiş hiç bir zaman olduğu yerde durup yeniden keşfedilmeyi, aynıyla, olduğu gibi tanınmayı beklemez. Tarih her zaman belli bir şimdi’yle onun geçmişi arasındaki ilişkiyi kurar. ”

“ Sanat yapıtları kutsal kalıtlarmış gibi tartışılıp öyle sunulur bizlere. Herşeyden çok kendilerini saran kabuğun kanıtı olan kalıtlardır bunlar. ”

“ Saflık iki yanlıdır. İnsan bir tertibe katılmayı yadsıyarak o tertibin getireceği suçluluktan kurtulur, saf ve temiz kalabilir. Saf kalmak, aynı zamanda bilgisiz kalmak anlamına da gelebilir. ”

“bir toplumda sanatı seven bireyler varsa o toplumda sanatın geliştiği öğretilir. ” … “ Her dönemde sanat yönetici sınıfın ülküsel çıkarlarına hizmet eder. ”

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir