Hakan Günday – Zargana

Hakan Günday, kitaplarını çokça duyduğum, önerilerini dikkate aldığım kişiler tarafından beğenilen bir yazar olduğu için hep bir kitabını okumak istiyordum. Ancak uzun zaman sonra Zargana ile Hakan Günday kitaplarının siftahını yapabildim. Söylenildiği kadar farklı bir tarzı var. Edebiyatımızda farklı bir tarz geliştirdiği aşikar. Olayları sarsıcı, karakterleri olağandan farklı. Yorumlara baktığımda genel olarak Zargana’nın diğer kitaplara göre daha az başarılı olduğu dile getirilse de yine de bu yazara dair bir şeyler anlamak için iyi bir kitap. Kitap, Zargana’nın çocukluk ve yetişkin çağlarını paralel bir şekilde anlatarak ilerliyor. Zargana, 12 yaşında evlatlık olduğunu anlayınca bulunduğu ıslahevinden kaçar. Bir hayattan kaçarken o gece Berlin sokaklarında dört kişinin tecavüzüne uğrar. Sonrasında ise kendisinden dört yaş büyük birisine aşık olur ve hayatı değişmeye devam eder. Bir yandan ise kitap Zargana’nın yetişkin senelerini anlatır. Parayla tuttuğu kişilere verdiği senaryolarla başka insanların karşısına çıkar. Gerçek hayatını senaryolarla yaşatarak geçirir. Zargana’nın elinden yazılmış senaryoları okuruz kitap boyunca.

Kitapta dikkatimi çeken bir nokta yazarın hazırladığı senaryoların birebir gerçekleşmesi. Bu gerçekleşme, hayatta da bazı hayatlar ve bazı insanların neler yaşayacağı önceden bu kadar kestirilebilir mi acaba diye düşündürdü.

“bir girdabın içinde usulca dolaşmak çıkış yolunu bulmanın en kolay yöntemidir.sakin ve sabırlı olmak gerekir.itiraz ve isyanı gülünç bulan girdaplar sadece kanı soğuk olanlara açarlar çıkış kapılarını.zamanın olmadığı yerde geç kalmak yoktur.on altı yaşındakilerin önlerindeki hayatsa sonsuzdur.”

” bir lider kalabalık karşısında konuşurken o üç kelimeyi telaffuz etmezdi: lütfen, özür, teşekkür. lider medeni olmayandı. medeni olmadığı için liderdi. içinde hala atalarından miras asgari bir vahşilik taşıdığı için hükmedebiliyordu evrimlerini tamamlamış benzerlerine.”

“cahil ile anarşist arasındaki fark tüy kadardır. o aradaki tüyün üzerinde durur bütün okunan kitaplar. ama tarihçiler üflediği zaman tozlu arşivlerin üzerine, ne tüy kalır ne de aradaki fark. cahil de geçmiştir sarıda, anarşist de.İnsanları anlamak zor değil. Hepsinin de doğum izleri gibi karakter izleri var sağlarında sollarında. Biraz dikkatli bakmak yeter. Haritalara benzerler. Ölçeklerinin nerede yazıldığını bulana kadar korurlar esrarlarını. Sonra bir güneş kadar bilinir hayatları.”

 

Leave a Comment