Jules Renard – Yazmak Üzerine Notlar

1864 – 1910 yılları arasında yaşamış olan Fransız Yazar Jules Renard’ın Türkçe’ye Yazmak Üzerine Notlar olarak çevrilen kitabında günlükleri yer alıyor. Kitaptaki bir bölümde günlükleriyle ilgili şöyle bir cümlesi bulunuyor: “ Bu Günlük’te yazanları okuyorum: Yine de yaşamımda yaptığım en iyi, en yararlı şey bu.  ”

Jules Renard’ın günlüğünde, yazmak ve yazarlık ile ilgili önemli tavsiye ve değerlendirmeleri vardır. Bunlardan bir tanesi : “Yazmak için yaşamak gerek, yoksa yaşamak için yazmak değil. ”

“ Yaşamı tatlılıkla alt etmek gerek.  ” s. 7

“ İroni insanlığın edebidir.  ” s.7

“ Beğeni sanatın her şeyidir, bizi daha kötü bir şey yazmaktan alıkoyar.

Yaşamı boyunca yaman bir zihni oldu ya, hiç bir şey çıkmadı ondan.  ” s.8

“ Kişi yeter ki kendini geliştirmeye çalıştırsın, başkalarının kuma gömülüyormuşçasına küçüldüğünü görüveriyor. Yazan el her zaman okuyan gözü bilmezden gelse keşke.  ” s.10

“  Oluruna bırakmalı. Beklenen iyi şey olmuyor da beklenmeyen oluyor.  …. Gereken çok para kazanmak değil, az harcamak.   ” s.12

“ Yaşamdan onun verebileceği her şeyi almazsam salaklık etmiş olurum ! ” s. 15

“ Ne olursa olsun yalan söylemeyeceğim. Kendime şu soruları soruyorum: Neyi severim ? Neyim ? Ne istiyorum ?  Bunlara içtenlikle yanıt vereceğim, çünkü öncelikle kendimi aydınlatmak istiyorum. Kendimi ne iğrenç, ne saf biri gibi görüyorum. Gerçekten, kendime büyüteçle bakacağım.  ” s.17

“ Gerçekliğe düşkün bir insanın ne ozan, ne yüce biri olmaya gereksinimi vardır.  Çabalamadan ikisini de olur … Ölüm korkusu insana yaşamın tümü olan çalışmayı sevdiriyor. ” s.19

“ Zekamız, rüzgarda mum gibidir. … Yaşamı en yalın ifadesine indirgemeli.  ” s.20

“ Düşlemek sanatçı olarak anlamak demektir.  ” s.25

“ Okumalarımızı her biri filizlenen bir tohum bırakır ardında.  ” s. 26

“ Yazarın kendi dilini yaratması gerekir, benzerlerininkini kullanması değil.  ” s. 28

“ Sözcükler düşüncenin tam üstüne oturan giysi olmalıdır yalnız.   ” s. 29

“ Ah tatlı düş, üşengeçliğimin özrüsün.  ” s. 33

“ Birkaç pişmanlığım var, ama pişmanlık duyduğum için kendimi kınayacak, pişmanlıklarımı yatıştıracak beceriden de yoksun değilim. Doğrusunu söylemek gerekirse, hiçbiri bana katlanılmaz gelmiyor.    ” s.36

“ Geçiminizi sağlayın, ama aşırıya kaçmayın… Bir şeyleri dzeltmek için topluma fazla güvenmeyin: Kendi kendinizi düzeltin.  … Şu dünyada doğruyla yalanı karşılaştırmak, dünyayla topluiğne başını karşılaştırmaya benzer.   ” s.37

“ Çalışma kimi zaman içinde hiç balık olmamış bir suda balık tutmamış bir suda balık tutmak gibidir.  ” s.38

“ Cenazedeki övgü dolu konuşma.  Sağken, bunun yarısı yeterdi ona. … En yalın görünen şeyde şaşırtıcılık da vardır, güzellik de: Yalnız çekip çıkarman gerekir.  ” s. 47

“ Yeteneği olmayan bir genç, yaşlıdır.  ” s. 50

“ İnsanın kendi yanlışlarını düzeltmek için en sık yeniden okuması gereken yazar kendisidir.  ” s. 51

“ Siyaset dünyanın en güzel şeyi olabilirdi: ülkesine hizmet eden bir yurttaş. Ama en aşağılık şeyi.  ” s.52

“ İçimde tek bir deneyim güçleniyor: Her şey çalışmaya bağlı. Her şeyi ona borçluyuz, yaşamın büyük düzenleyicisi o.  ” s.54

“ Kusurzuşlaştırmak, belki de yapıtın en güzel bölümlerini çıkarmaktır.  ” s. 62

“ İtiraf etmek gerekiyor: Bildiğim tek şey çalışmaya başlamanın güçlüğü, ama onu her gün yaşayıp biliyorum.  ” s. 64

“ Mutluluk, mutluluğu aramaktır.  ” s. 65

“ Sıradan bir insan kendini tanımaz. Yüreğine ilişkin hiçbir şey öğretmeden ölebilir. Gerçek yüreğinden- çünkü öteki…- göğsünde atandan söz ediyorum. İnsan bir cep saati gibi aldırışsızdır.  ” s.68

“İnsan kendi özgünlüğünü edinmeden önce nelere katlanıyor.”

 

“Sadece aktaran yazından hiç hoşlanmıyorum artık. Yaşama bakıp onun verdikleriyle yetinmekten başka bir şey yapmıyor. Yapıtın ağaç gibi doğup büyümesi gerek. Havada, dalların tam olarak uyacağı kurallar, görünmez çizgiler yoktur. Ağaç bütünüyle onu içeren tohumdan çıkıp açık havada gelişir özgürce. Planları, izlenecek yolları çizip onu bozan bahçıvandır”. S.32

 

Son olarak gençlere hitap ediyor Renard : “ Gençlere.  Size belki hoşunuza gitmeyecek bir gerçeği öğreteceğim, çünkü siz yeniliğe güveniyorsunuz. Bu gerçek şu ki, insan yaşlanmıyor. Yürek konusunda kuşku yok zaten: Eskiden ne biliniyordu, en azından aşk konusunda. E işte, zihin konusunda da aynı şey geçerli. O da her zaman genç kalıyor. İnsan kırkında yirmisinde olduğundan daha iyi anlamıyor yaşamı, ama bunu bilip itiraf ediyor. Gençlik üstüne söyleyeceğim şeylerin hepsi bu.  ” s. 49

Leave a Comment