Maksim Gorki – Bozkırda

Bozkırda, Maksim Gorki’nin üç öyküden oluşan kitabıdır.  Asıl adı Aleksy Maksimoviç Peşkov olan yazar bugün kendi adını taşıyan Nijni Novgorod’da doğdu.7 yaşında babası ölünce büyükbabasının yanında büyümüş. Çok yoksul günler geçiren yazar ”Acı” anlamına gelen Gorki adını bu yüzden alır. Bu acıyı Gorki’nin öykülerinde de görmek mümkündür. Sahici ve yalın bir dille ele alınan öyküleri, hayatın aynası şeklinde bize gerçek hayatı seyrettirir gibi okunur. Dayanılmaz hale gelen yaşamı yüzünden bir ara kendini öldürmeyi düşündü. Romantik öykülerle yazım hayatına başlayan Gorki öykülerinde gururlu ve özgürlüğü seçen insanların hayatlarını anlatır. Kitapkosem’de daha önce notlarımı yayınladığım  Ana  kitabı yazarın en çok bilinen eserlerinden biridir.
Bozkırda kitabı üç öyküden oluşmaktaıdr: Boles, Malva ve Bozkırda .    “Tanıdıklarımdan biri bana şu hikâyeyi anlattı bir gün: ” cümlesiyle başlar Boles. Yalnız bir insanın hayali birisine mektuplar göndermesi ve bu mektuplara da yine kendisinin yazdığı cevaplara konu edinir. Bir öğrenciye yazdırdığı bu mektupları niye yazdığını anlatır öykünün son bölümünde.
” İnsan acıyı tattıkça şefkati daha çok arar… Ama köhnemiş erdemlerimizin duvarları arasına sıkışan, birbirimize tepeden bakan bizler bunu anlayamıyoruz. Çok ahmakça, çok acı sonuçlar doğuruyor bu anlayışsızlığımız”
“Kendini beğenmişliğin, mutsuz insanlara tepeden bakmanın uçurumuna düşmüşüz…  O insanlar ki tek eksikleri bizden daha az kurnaz olmaları ve kendilerine iyi insan süsü vermeyi daha az becerebilmeleridir… Neyse… Bırakalım bunları… Bu sözler o kadar çok söylendi ki, insan bir daha tekrarlamaya utanıyor!…”
İkinci öykü olan Malva da ise köyden şehre göç, baba ile oğlun aynı kadına aşık olması gibi derin mevzuları konu edinen yazar anlatırken okuyucuyu da konular üzerinde düşünecek şekilde sürükler. Aile bağları zayıflamış, hayat karşısında kendileriyle baş başa kalmış karakterlerin birbirleriyle ilişkisi anlatılır. Yakov, Malva, Vasili ve Seryojka arasında geçen bir ilişki. Babasıyla kalan Malva’ya aşık olan Yakov, oğlu ile sevdiği kadını kaybeden baba Vasili ve sonda Malva ile giden Seryojka.
Kitabın son öyküsü ve kitaba adını veren Bozkır öyküsünde ise bir öğrenci, bir asker ve anlatıcının gece yolculukları anlatılır. Üç arkadaş aç bir şekilde yolculuk yaparken karanlıkta bir yolcuyu bulur, esir alır ve gecenin sonunda içlerinden birisi bu adamı öldürür.

” Kimi zaman hayatın anlamını düşünürüm de, aklımı oynatacak gibi olurum!.. Özellikle de geceleyin olur bu… Öyle zamanlarda gözüme uyku girmez… Karşında deniz, üstünde gökyüzü; dört bir yanın da öylesine karanlıktır ki, tüylerin ürperir… Ve sen burada, yapayalnızsındır! Kendini o kadar küçük, o kadar küçük bulursun ki… Yeryüzü, altında sallanmaya başlar; sense onun üzerinde yapayalnızsındır. O anda yanımda sen bari olsan… İki kişi ne de olsa başkadır… “

 “Kimi zaman herkese, en çok da kendime karşı bir acıma duygusu uyanır içimde. Kimi zaman da bütün dünyayı yok etmek, sonra da korkunç bir ölümle ölmek isterim… Hüzün ve sevinç duyguları yüreğimde çarpışıp durur… Ama insanlar kütük gibidirler hep. “

” Mahvedeceksin oğlanı! Canına okuyacaksın! Tüh! Cadısın sen, cadı, Tanrı’dan korkmuyorsun… Utanmak nedir bilmiyorsun… Nedir bu yaptıkların? Kadın “

” İnsan, karakter demektir oysa “
 ” Bizim gibiler geçmişlerinden söz etmeyi pek sevmezler. Her zaman az çok bir nedeni vardır bunun. Bu yüzden birbirimize inanıyor, hiç değilse inanmış görünüyorduk. Çünkü aslında kendimize de inandığımız yoktu pek. “
” Hedefe her zaman kestirmeden giderim. Sağa sola sapmadan yuvarlanıp gideceksin, gerisine kulak asma! Düşeceğin yerin önemi yoktur! Dünyanın dışına çıkacak değilsin nasıl olsa… “
 ” Hem ötekilerden nefret ediyor; herkese, her şeye karşı evrensel bir kin besliyordu. Aynı yolun yolcusuyduk yani. Üçüncü bendim. Küçük yaşlardan beri çok alçakgönüllüyümdür. Erdemlerimden söz etmeyeceğim bu yüzden. Safdil görünmemek için de eksiklerime değinmeyeceğim. “
 ” Kuruyan tükrüklerimizi yutarak, midelerimizdeki sancıyı dostça konuşmalarla bastırmaya çalışarak, ıssız bozkırda, batan günün kızılımtrak ışıkları içinde yürüyorduk. Güneş, renk renk bezediği yumuşak bulutlara usulca giriyor; arkamızdan ve yanlardan göğe doğru yükselen mavimsi bir sis, asık yüzlü ufukları “

” Tanıştığımızda bizimle aynı tabakadan olduğunu bilmemiz yetiyordu. Açtı. Kentlerde “

”  Bulutların sütlaç olmalarındaki güzelliği düşündüm. “
 ” Sadece söylemek için bilgi edinmişsin zaten “

Leave a Comment