Mark Twain – İnsan Nedir ?

İnsan Nedir ? kitabı Ali Şeriati’nin meşhur “Sizi Rahatsız Etmeye Geldim” cümlesini çağrıştırıyor. Düşüncelerimizi, ön yargılarımızı, süregelmekte olmuş birikimlerimizi sarsmaya , rahatsız etmeye kararlı bir kitap. Türkçe’de ilk kez Dedalus yayıncılık tarafından 2015’de yayınlanmış bir Mark Twain kitabı. Kitabın kapağı için Dedalus Yayınları bir övgüyü hak ediyor zannımca. Zira kitabın kapağı son zamanlarda gördüğüm en hoş kapaklardan biri olmuş. Kitap biri yaşlı – olgunlaşmış- biri genç -ham- adamın arasında diyaloglar halinde geçiyor. İnsana Dair düşüncelerin yer aldığı kitap 1906 yılında yayınlanmadan 23 yıl önce Monday Evening Club topluluğuna Mutluluk Nedir ? başlığı ile sunulmuş. Ancak kitap halinde 23 yıl sonra ve sınırlı sayıda basılmasının sebebini çevirenin sözü kısmından öğreniyoruz : ” ” Sayfalardaki her bir düşünce, milyonlarca insan tarafından düşünülmüş (ve tartışma götürmez oldukları kabul edilmiştir.) ve üzerleri örtülmüş, gizli tutulmuştur. Onlar düşündüklerini niçin dile getirmediler ? Çünkü çevrelerindeki insanların onları kınamalarından korktular (ve kınamalara katlanamadılar). Ben niçin yayınlamadım? Sanırım beni de aynı sebep engelledi. Başka sebep bulamıyorum”  ”  s.8

Yazarın ağzından konuşan yaşlı adamın karşısından deneyimsiz, heyecanlı ve çok da bilgili olmayan bir genç adam vardır. Yaşlı adam çoğu zaman onu – okuru da- tahrik edecek düşünceleri söyler ve hemen bir savunma, cevap geliştirmemesini söyler. Düşündükten sonra cevap vermesini ister. Bu kitabın anahtar kelimeleri bana göre “dış etki” kelimeleridir. Zira yaşlı adam insanı -neredeyse tamamen- dış etkilerin tesiriyle oluşmuş bir varlık şeklinde gösterir. “bizler dış etkilerin yaratıklarıyız, kendi içimizde oluşturduğumuz hiçbir şey yoktur. ” (s.40) Karar ve davranışlarımızın geçmişten beri etkisinde kaldığımız dış etki’lerin sonucunda oluştuğunu defaatle ifade eder.  “bütün düşünceleri, bütün güdüleri dışarıdan gelir ” (s.19)  Genç adam’ın Shekespeare bile mi tarzındaki sorusuna ” O, doğru bir şekilde gözlemledi ve fevkalede resmetti. ” şeklinde bir cevap verir. Peki resmetmeyi de mi dış etkiler sonucunda öğrenip geliştirdi şeklinde bir soru sormak isterdim ama genç adam gibi aceleci davranmak istemiyorum 🙂  Fikirlerimi son paragrafa kadar bekletmeliyim !

İnsanın yegâne güdüsü – kendi onayını güvence altına almak olduğunu ifade eden yazar bunu bir yasa şeklinde ifade eder : ” yasa şudur, aklından çıkarma. İnsanın beşikten mezara kadar hiçbir zaman, yaptığı tek bir şey yoktur ki, İLK VE EN ÖNDE GELEN gelen hedefi şu olmasın – iç huzurunu, iç rahatlığını KENDİSİ için güvence altına almak. ” (s.29) Yaptığımız yardımları, iç acımalarımızı bu çerçevede değerlendirir. ” Bir insan tek bir görev yapar – kendi içini ferahlatma görevi , kendisi ile uzlaşma görevi.  ” (s.34)

Ayrıca insan ve hayvanlar arasında pek fark olmadığını aynı makineye sahip olduklarını ifade eder.

” Genç Adam : Bu iğrenç. Senin az önce ileri sürdüğün şu sarhoş teorilerin – fare ve diğer şeylerle ilgili olanlar- insanı tüm haysiyetinden, büyüklüğünden ve yüceliğinden soyup çıplak bırakıyor. ” s.99

” Yaşlı Adam : …İnsan, diğerlerinkinden daha iyi çalışan ve daha yetenekli bir yapıya sahiptir, ama insanınki ile onlarınki aynı makinadır ve aynı şekilde çalışır. Ne o ne de diğerleri makinaya emir veremez – kati bir şekilde otomatiktir, kontrolden bağımsızdır, istediği zaman çalışır ve istemezse zorlanamaz. ” (s. 111)

 

Kitabı okurken ve bitirdiğimde sürekli Rhonda Byrne’nin The Secret (Sır) kitabını anımsatan düşünceler vardır. Sır kitabını – kendimce – tek kelimeyle özetleyecek olursam “Nasıl düşünürsen evren sana o şekil bir hayat verir.”  . Yani olumlu düşünürsen her şey olumlu olur şeklinde keskin ve hayatla pek temas etmeyen bir düşünce vardı. İnsana Dair kitabının bende uyandırdığı intiba ise insanı bireyselde özel kılan bir şey yoktur. Sadece dış etkilerle şekillenmiş insan vardır. Her şey dış etkilerin tesiriyledir şeklinde bir yargı öne sürülüyor. Ve bu fikir keskin çerçevelerle çerçevelenmiş bir şekilde ifade ediliyor. Dış etkilerin yaşamımızda çok büyük tesirleri olduğu haklı ve doğru bir yargıdır. Çoğrafya Kaderdir diyen İbn Haldun gibi coğrafya, çevre gibi dış etkiler‘in hayatımıza çok büyük tesirleri olduğuna katılıyorum. Ama herşey midir ? Hayır..  Okumak isteyenler sizi rahatsız edecek bir kitap. Yaşlı adam’la kavga etmeye hazır olun 🙂

” Önyargılar, dış etkiler aracılığıyla sökülüp atılmalıdır; aksi hâlde hiç atılamazlar. ” s.16

Bir yaşlı adama yardım eden birisi için ” Vicdanı için rahatlık satın almak zorundaydı. Eğer yaşlı kadını rahatlatmasaydı, adamın gözüne uyku girmeyecekti. Biraz uyku satın almak zorundaydı- görüyorsun ya, yine kendisini dşünüyordu. Dolayısıyla, toparlayacak olursak, adam kendisine yüreğindeki keskin bir acıdan kurtuluş satın aldı, bütün bir gecenin uykusunu satın aldı, onu bekleyen bir vicdan azabından kurtuluş satın aldı, bütün bir gecenin uykusunu satın aldı. ”  s.28

” Bizler dış etkilerin yaratıklarıyız, kendi içimizde oluşturduğumuz hiçbir şey yoktur.  ” s.40

” G. A. : Kendince tertemiz bir ahlaka sahip bir rahibin, kamu görevi için muhalif taraftan dürüst bir adama karşı, kendi tarafından bir hırsızı desteklediği bir durumu ele alalım.

Y.A. : O, kendi içini ferahlatmak zorundadır. Kendi partisinin geleceği söz konusu olduğunda, hiçbir toplumsal ahlaka sahip değildir; kendince bir ahlaka da sahi değildir. Her zaman kendi yapısına ve eğitimine bağlı kalacaktır. ” s.58

Tüm istekler, arzular, hırslar ruhsaldır,  hiçbir zaman maddi değildir, öyle mi ? “

Leave a Comment