Murat Gülsoy – Öyle Güzel Bir Yer ki

Fırtınalı bir gecede yıllar sonra bir araya gelen lise arkadaşlarının lise anıları ile başlar kitap. Fırtına sonrası kitabın kahramanı Kerem’in dükkanına sığınan arkadaşlar önce “o an”ı konuşsalar da sohbet kısa süre lise yıllarına gelir. Birbirinden farklı özelliklere sahip bu gruptaki en farklı kişinin eskici Kerem olduğunu burada öğreniriz. Kerem’e dair bir çok özelliği bu bölümde öğreniriz. Öğrendiğimiz bir önemli bilgi daha ise Kerem’in lise yıllarında başlayan ve yıllar boyu süregelen Hülya ile olan ilişkisi.  Uzaktan da olsa takip ettiği Hülya ile o gece yeniden yakınlaşır ve roman kendisini yavaş yavaş bu yakınlaşmaya bırakır.

” Hülya’nın böyle filozof gibi konuşmasına daha önce tanık olmamıştım. Gerçi liseden mezun olduğumuzdan şu akşama kadar hiç karşılaşmamıştık, sadece uzaktan izlemiştim onu. Çok uzaktan ama ayrıntılı bir şekilde… Hakkında hemen her şeyi biliyordum. Onunsa hiçbir şeyden haberi yoktu. Gizli dedektif Kerem iş başında. ” s. 30

Kitabın olay zamanı yakın zamana denk geldiği için ülkeye dair görüşlerde yer alıyor. Geçen senelerde ülkede terör olayları artmıştı. Kitabın başlangıç sayfası sanırım bu dönemlere denk gelmiş. O dönemleri anlatır gibi başlıyor kitap : ” Aniden gelen siren sesleri sokağın sessizliğini bozdu. Polis arabaları, ambulanslar art arda geçtiler anacaddeden. Hepimiz irkildik. Ferhan hepimizden önce dükkânın kapısına koştu.

“Ne oluyor yine ?”

Terör mü, darbe mi, içsavaş mı ? Hepimizin aklından bu seçenekler geçiyordu. …”

Okuduğum dönemde daha çok duyduğum ülkeden ayrılma muhabbetleri bu kitaba da konu edilmiş. Kitap, dil ve kurgu bakımından oldukça güzel. Ayrıca ilk defa gördüğüm bölümlerin mekan isimleri ile ayrılması da güzel bir teknikti. Kitabın akışı “dükkanda”, “motelde”, “parkta”, “hastanede” ve  “yıkımda” başlıklarıyla sağlanır Bu teknik sayesinde bazı bölümlerin başlangıçlarında aynı isimli bir önceki bölümün son kısımları aynı şekilde tekrar yazılmıştı. Benim hoşuma giden bu teknik sayesinde okurun geçişleri yapması daha kolay hale gelmiş.

 

Bazı kitaplarda kahraman kitap kadar kalıcı bir hale gelir. Samsa, Santiago Nasar, Aylak Adam’ın Ç.si gibi. Bu kitapta da Kerem’in hayatla kurduğu bağ, geçmişle ilişkisi gibi olayların iyi anlatımıyla iç dünyası başarılı bir şekilde sunulması neticesinde dolu dolu bir kahraman olmuş. Kerem hayata ve insanlara karşı atamadığı bir yenilmişlik ve yıkım yaşıyor. Bunun temel nedeni; zengin çocukları ile okuduğu lise yılları, babasının eskici olması ve babasıyla beraber yaşadıkları yaşlı yahudi’nin ölümü. Bunların neticesinde ortaya ait olacağı bir yer bulamayan, ilişkisinde nerede duracağını kestiremeyen ve sürekli aklında bir şeyler kuran bir kişilik ortaya çıkıyor. Çocukluğunu geçirdiği evin karanlık odası gibi karanlık düşünceler, öldürmeler kafasından geçiriyor.

” Bir insanı tanıdığını sanmak tamamen bir yanılgı. Kimsenin kimseyi tam olarak tanıması mümkün değildi.  ” s.67

” İnsannın sevmek zorunda olduğu bir adamı sevememesi en korkunç şey. Yıllarca sürdü üstelik. Yıllarca.” s.69

” Yazmak için yaşıyorum ben. ” s.140

” Why, then, ’tis none to you, for thereis nothing good or bad, but thinking makes it so. ‘ Hiçbir şey kendi başına iyi ya da kötü değildir, onları iyi ya da kötü yapan düşüncenizdir. ”  s.183

Leave a Comment