Nikolay Yasilyeviç Gogol – Bir Delinin Hatıra Defteri

Bir Delinin Hatıra Defteri, Rus yazar Gogol’un üç öyküden oluşan öykü kitabıdır. Öykülerden ilki kitaba da ismini veren Bir Delinin Hatıra Defteri, ikincisi çokça bilinen Palto ve sonuncusu da bir diğer güzel öyküsü Burun’dur. Gogol, Ukraynalı aydınlar sınıfından küçük bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Çocuğunun tiyatroya merakını keşfeden babası çocuğunu yazar olması için teşvik eder. Belki de bu teşvik sayesinde en büyük Rus yazarlardan birisi oldu. Yazdıklarında dönemin sefaletini ve buna sebep olan sistemi farklı bir üslupla anlatır. Yaşadığımız dönemde aşina olduğumuz postmodernizme yakın üslubu vardır. Üslubundaki alaycı ve trajik dil edebiyatçıların da dikkatini çekti. İlk okuduğumda o zamanlarda böyle bir uslubun var olmasına şaşırmış ve çok beğenmiştim. Yine Dostoyevski’ye atfedilen “Hepimiz Gogol’un Paltosundan çıktık” sözü de bu eserde ki Palto öyküsünü anımsatır.

Kitabın ilk ve kitaba ismin veren Bir Delinin Hatıra Defteri öyküsünde karakterin günlük yaşantısına şahitlik ederiz. Tarihlerle ayrılan bölümler günlük hissi uyandırmaktadır. Bir şubede memur olarak çalışan kahramanımızın çalıştığı daireden başlayarak bir kısmını kendi hayal dünyasında kurduğu yaşantısına tanıklık ederiz.

“Ben hariç, bizim dairenin bütün memurları torpillidir. Her birinin sırtını dayadığı soylu bir dayısı vardır.  Maaşları az, havaları çoktur. Hepsi de kibarlık budalasıdır. “Efendim-“den, “lütfen”den geçilmez, etraf pırıl pırıldır. Başkenttekiler bile böyle temizlik görmemişlerdir. ”

Kahramanımız kimi zaman hayvanlarla konuşur; kimi zaman hayvanları kıskanır. Müdürünün kızına aşık olan kahramanımız herkesin sevdiği kıza ulaşmasını engellemeye çalıştığını, kıskandığını düşünür.  Günler geçtikçe kendisini daha farklı hayal etmeye başlar ve daha da “delirir.” .

 

İroniler, kafa harika 🙂

” Henüz kırk iki yaşındayım. Tam çalışma ve yükselme çağı… Biz de sırası gelince albaylığa ve kader “yürü” derse belki de generalliğe yükseliriz… ”

” Akşam tiyatroya gittim. “Rus Aptalı Filatka” oynuyordu; çok eğlendim. Ayrıca avukatları tenkid eden ve on dördüncü derecede memurlarla dalga geçen serbest bir vodvil vardı. Sansürün buna nasıl izin verdiğine şaştım. ”

“Ne ise… Geçelim bunu… Şiir deyince hemen generalin kızı aklıma geliyor… ”

Kitabın ikinci kitabı ise Palto. Gogol’un bir sohbet esnasında duyduğu gerçek bir yaşantıdan uyarlanan palto fakir bir memurun yıpranıp, onaramadığı paltosunun yerine yeni bir palto almasını konu edinir. Ancak palto sonradan başka biri tarafından gasp edilir. Eğer bu öyküyü okumadıysanız bir şekilde edinip okumanızı tavsiye ederim. Hele paltonun düğmesinin koptuğu bir sahne vardır ki sahneleme ve anlatım harikadır.

“Pek saygıdeğer bir kimse olan Ivan Yakovleviç hakkında biraz bilgi vererek, ben de bu arada hatamı düzelteyim. ”

“Fakat, olay bundan sonra bir anda karanlık bir ses perdesine bürünüyor. O andan sonra neler olduğu hususunda hiçbir bilgi bulunmuyor. ”

O senelerde bu üslup, bu anlatım harika.  Olaylar akarken bir anda sonrası yok diyebiliyor ya da şimdi size geçmişi anlatayım şeklinde şaşırtıcı bir anlatımda bulunabiliyor.

“Bu arada, size Kovalev’in 9. derece memurluğa nasıl eriştiğinden bahsetsem iyi olacak. ”

Bunu hep yapıyor 🙂

Kitabın üçüncü ve son öyküsü ise Burun. Bir sabah uyandığında burnun yerinde bulmayıp, burnunu arayan bir kahramanın hikayesi.

“Burnun yerinde başka bir şey çıksaydı bari, o da yok! Dümdüz olmuş kahrolası!. ”

Bilinç akışı

“Gene de şunu belirtmeliyiz ki, dünyada bu tür saçmalıklara her yerde rastlanıyor. Onları kabul edebiliyorsak, bu hikâyeyi de normal kabul etmemiz gerekir. Kim ne derse desin; binde bir de olsa, dünyada bazen böyle şeyler oluyor!.. ”

 

Leave a Comment