Sait Faik Abasıyanık – Mahalle Kahvesi

Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık’ın 1950’de yayınlanan beşinci hikâye kitabıdır.  22 kısa öyküden oluşan Mahalle Kahvesi öykü kitabının ilk baskısı 1950 yılında yapılmıştır : mahalle kahvesi,  plajdaki ayna, uyuz hastalığı arkasından hayal, dört zait , hallaç, baba-oğul , karanfiller ve domates suyu,  bilmem neden böyle yapıyorum? , bir sarhoşluk,  kınalıada’da bir ev, süt, gramofon ve yazı makinesi, barometre, izmir’e, kış akşamı, maşa ve sandalye , bir bahçe, bir ilkbahar hikayesi, sakarya balıkçısı, kestaneci dostum, söylendim durdum, ermeni balıkçı ile topal martı, sinağrit baba.  Sait Faik Abasıyanık için bu kitabı hazırlarken – yayınlamadan 2 yıl önce -1948 yılında siroz teşhisi konulmuştu. Ancak öykülerinde böyle bir buhran söz konusu değildir. Hüzünlü bir havası vardır ama bu boyanmamış saf bir hüzündür.  Farklı mekan ve olayların konu edindiği öykülerde bir çok farklı karakterlere şahit olmak mümkün. Rum’u, Çerkezi, Ermeni ve Çingene’si gibi toplumun farklı kesimlerinden karakterler konu edinir öykülerde. Sait Faik Abasıyanık’ın güzel öykülerden oluşan bir kitabıdır. Neredeyse hepsine güzel hikayeler denebilir. Farklı teknikler ile klasik anlatımın dışına çıktığı anlatımları da vardır.

İzmir’e , Baba-Oğul, Plajdaki Ayna ve Mahalle Kahvesi öyküleri daha çok dikkatimi çekmiştir.

” Matmazel’e beş kuruşluk veremlilere yardım pulunu yapıştırtmayan şişman madam bilet almayıverse, bu çocuk üç gün içinde pirüpak olurdu; beyaz derisi parlar, siyah tüyleri fışkırır, gözünün solmuş elası lacivertleşir, morluklar açar, güzel bir kırmızılık, büyük, güzel, çalışkan eller… ” s.20 (Uyuz Hastalığı Arkasından Hayal)

” Hikâye yazmaktan da, kör olası vazgeçemiyoruz. İşte bir müddettir ben de, elimde cıgara, adam arıyor gibiyim. Ne kadar üstü başı düzgünler, suratı ciddiler, hali azametliler içinde kalmışım ki bir türlü hikâyeme yaaşamıyorum. ” s.26 (Dört Zait)

” İnsanoğlu aldatmak bir zekâ sayılmaz ki. Bence zeki adam çabuk kanan adamdır.  ” s. 69 (Gramofon ve Yazı Makinesi)

” Asalet, ümitlerimize, hüzünlerimize, yalnız fakir insanların ümitlerine, facialarına gelip kondu. Onu ne okumuş suratlarında, ne kitaplarda, ne eşyada, ne de hareketlerde aramalıyız beyhude. ” s.80 (İzmir’e)

” Artık kadınlar ihtiyarlamyorlar, çirkinleşiyorlar. ”  s.81  (İzmir’e)      muhteşem tespit   erkekler için de aynısı.

” Hep aşk hikâyeleri okumalı. İnsanların birbirini sevmeye buradan başladığını sanmalı. Kapanmalı yalnız kendi kendimizi düşünen varlığımıza, hayatımıza. Dışarıya burnunu bile uzatmamalı. Ne mangallıyı, ne mangalsızı, ne kaloriferliyi, ne ateşsizi, ne hastayı, ne acı düşünmeli; ne salmalı kendini hülyaya, gerine gerine aşk hikâyeleri okumalı.  ” s.89 (Kış Akşamı, Maşa ve Sandalye)

 

KitapKöşem’deki Diğer Kitapları :

Semaver 

Alemdağ’da Var Bir Yılan

Son Kuşlar

 

Leave a Comment