Sethu – Pandavapuram

Kitabı bitirmemin üzerinden uzun zaman geçti. Sürekli taslaklar bölümünde yer alan Pandavapuram hakkındaki yazıyı yazmak bugüne nasipmiş. Uzun zamandan sonra dönüp kitaba baktığımda sade dili ve çevirinin iyi olması aklıma ilk gelen şeyler. Sethu pek aşina olmadığın bir coğrafyanın yazar. Arka kapak yazısında Hindistan ve Malayalam kültürünün en değerli yazarlarından olduğu belirtilmiş. Pandavapuram’ın güzel hikayesi dimağımda güzel bir tat bırakmış olsa da unutulmaya yüz tutmuş. İşte bu sebeple kitabı bir daha okumaya karar verdim. O zaman bu yazı daha zengin bir hal alacaktır. Şimdilik kısa bir yazı olarak yerini taslaklardan yayınlanan yazılara bıraksın.

Arka kapak yazısı:

Sethu, Hindistan’ın ve Malayalam kültürünün en değerli yazarlarından. İsmi Hint edebiyatını gerçekleştiren O. V. Vijayan, M. Mukundan, Anand gibi yazarlarla adı birlikte anılıyor. Kendisine sunulan ulusal ödüllerin yanı sıra uluslararası ödüllere ve bilinirliğe sahip yazarımız toplumcu gerçekçilikle büyülü olanı gösterişli biçimde bir araya getirebiliyor. Yapıtlarının tamamına yakınında toplumunun gelenekleri, Hindistan rüyaları ve bunların karşısında yeni dünyanın ideolojik yapılanmaları ve postkolonyal coğrafyasının çıkmazları var.
Pandavapuram, Sethu’nun en değerli romanlarından. Pandavapuram yolları kararmış, evlerinin ciğerleri çürümüş bir sanayi kasabası. Romanın her yerinde Pandavapuram’ın zihin karışıklığı, acıları ve onun “ah” sesleri var. Kocası tarafından terkedilmiş Devy romanın başkarakteri. Çok iyi niyeti yanılgılarıyla romanı ve yaşamını sırtlayan Devy, hayal gücünün kendisine ettiği oyunlarla başa çıkmaya çalışıyor. Anlatı ilerledikçe kendisini çevreleyen Pandavapuram’ın büyülü yönleri de belirginleşiyor. Feminist bir söylemi de izleğinin içinde değerlendiren roman, Devy’nin ağzından çıkıvermiş olan şu cümleyi okurun zihninde sürekli yankılıyor:
“Hayal gücü bir tür lanettir!”

Kitap boyunca bir çok yerde Pandavapuram’a seslenilir. Onlardan biri de aşağıdaki şu bölümdür:

” Kardeşlerin birbirlerinin kanını bir kız uğruna akıtmaya hazır olduğu, aşka, şefkate, hasret Pandavapuram. Zamparaların, renklere boyanmış sokaklarda, aç gözleriyle kasıla kasıla yürüdüğü Pandavapuram.

Aşka hasret olanların, âşık numarası yapanların, üç kâğıtçıların, katillerin, ölüm arzusu olanların Pandavapuram’ı.

Benim sevgili Pandavapuram’ım. Teselli arayanların zihninde şekillenen Pandavapuram. ”

” Benim sevgili Pandavapuram’ım. Teselli arayanların zihninde şekillenen Pandavapuram. ” s. 50  …

” Pandavapuram tesellidir, sadece teselli. Pandavapuram,dengesiz zihinlerde şekil alır. “s.84

Kitap yukarıdaki bu cümlelerin etrafında dönüyor.

” Ne söylersen söyle, aleyhine ne kadar delil getirirsen getir, onun masum olduğunu çatılardan haykırırım. Herkese güvenmeye ve aynı zamanda herkesten şüphe etmeye mahkâm, yanlış anlaşılmış bir adamdı. Hayatının en büyük trajedisi buydu.  ”

” En büyük lanet, hayal kurabilme yeteneğidir. ” s.81

” Gece kelebeklerinin yağmur yağınca çıkıp ateşin etrafında ölene kadar çember çizdikleri bir hayat. Bir ânın içinde doğmak, sadece o an için yaşamak ve o anda ölmek. Hepsi, kader.  ” s.85

” Karşılıklı aşk, sıradan bir alışveriştir sadece. Ancak bir reddedilme söz konusuysa ipler sıkılaşır, birbirine yakınlaşır, umutlar katlanır. ” s.86

” Yeterince duyarsan, bir yalan, gerçekmiş gibi gelmeye başlar.  ”  s.111

” Bu çocuğun, hatırlayabileceği bir geçmişi yoktu. Elinde sadece geleceği vardı. O zaman ona geçmişin ağırlığını yüklemenin kimin hakkı vardır. ” s.71

 

Leave a Comment