Sevim Gündüz – Öykü ve Roman Yazman Sanatı

” Roman yazarı, anlatmak istediği yaşam kesitlerinde olaylar ve ilişkiler arasında seçmeler yapmak zorundadır. Anlatıığı ayrıntılarsa, ancak romandaki olaylara katkı yapabilecek türden olmalıdır.   … Kimi romanları okurken fark etmişizdir. On, on beş sayfayı okumadan atlasak bile olaylarda, duygularda, düşüncelerde hiç bir kesinti olmadan, hiçbir eksiklik duymadan okumayı sürdürebiliyoruz. Oysa böyle bir durumda, ” Bir şeyler atlamış olmalıyım, bağlantı kouverdi,” diye bir eksiklik duygusuna kapılmamız gerekir. Demek ki o on,on beş sayfa fazladan yazılmış. ”

” Sizi etkileyen olayları ve fikirleri kısa notlar halinde yazmakta çok büyük yarar vardır. Yazılan notlar olayın veya fikrin unutulmasını engeller, yazmak onları beyne adeta kazır. Onlar bilinçaltında durur, mayalanır, öze işler ve bir gün kendilerinden ortaya çıkarlarl. Ernest Hewingway bir balıkçı köyünde tanık olduğu bir oalyı not edip çekmecesine koymuş. Tam yirmi üç yıl o not orada durmuş. Sonra o kısa nottan The Old Man And The Sea, o kısa fakat çok güzel romanı yaratmış Hewingway  ”

” Delikanlı bekliyordu. ya da Delikanlı, elindeki çiçeklerle bekliyordu daha genel bir anlatım. Delikanlı, elinde kırmızı güllerle Marmara Oteli’nin önünde, sabırsızlanarak kız arkadaşını bekliyordu. ” s.29 şeklinde genel anlatım yerine özel anlatımlar tercih edilmelidir.

” Okurlar en çok romanın kişileri ve onların yaşadıkları olaylarla ilgilenirler. Roman kişileriyle yakınlık kurabildikleri ölçüde öykünün içine dalarlar ve orada yaşarlar.  ”

” Zamanı ve çevreyi iyi anlatmak adına, uzun, sıkıcı betimlemeler yazmaktan kaçınılmalıdır. Çevre ve zaman, olaylar yaşandıkça azar azar romanın bütününe yayılarak anlatılabilir ve bunun da dozunu kaçırmamak gerekir.  “s.34

” Seçim yapmak zorunluluğu vardır. Çok şey anlatmaya çalışan kişinin sonuçta hiçbir şey anlatmadığı unutulmamalıdır.  ” s.38  ” Her şeyi söylemeye kalkmak hiçbir şey söylememeye denktir. ”

İZLEK(TEMA)

Okurun, okudukça anlamasını istediğiniz şeydir.

”  “Başkalarına ne söylemek istiyoruz?” sorusuna verebileceğimiz tek tümcelik yanıttır izlek. “Savaş felakettir.”; “özgürlük bütün değerlerin üstündedir.” … gibi.  ”

” Bulanık ve belirsiz bir izlek, izleksiz kalmak kadar kötüdür. İzleğini belirlemeden yazmaya başlayan yazar, romanını birbirinden ilgisiz olaylar ve dialoglarla doldurma tehlikesiyle karşı karşıyadır. ”

” Yazar izleğe yeterince inanmazsa, öyküdeki kişiler de yeterince canlı olmayacaktır.  ” s.43

” Yazıyı, roman yapan temel öğeleri gözardı etmeden yenilik arayabilir, anlatımızı ve biçeminizle ilgili yeni notlar arayabilirsiniz. Ama şunu hiç mi hiç gözardı etmeyelim. ANLATMA, GÖSTER. Bu bir kuraldır.  ”

 Öykünüzü biricik yapan şey, izlek veya konu değil, sizin anlatımınız ve sizin konuya kendinizden kattıklarınızdır; yani sizin konu üstündeki yansınızdır. ” s.47

KURGU

” Kurguyu okurun gözünde ilginç yapan, olayları yaşayan kişilerin duygusal durumlarıdır.  … Öykü ister iki, ister iki yüz, ister bin sayfa olsun, okurun kafasını sürekli kurcalayan en az bir soru olmalıdır.  Bu soru okurun kafasında romanın ilk sayfalarında belirmelidir. Okur ilk bir kaç sayfada merak etmeye başlamazsa okumaktan vazgeçer; romandaki kişiler hakkında kaygı duymaya başladı mı, yaşamla özdeşleşmiş demektir.  ”

Kurgunun üç öğesi var : ” Gizem, Gerilim ve Sürpriz ”

” Romanın belli bir bölümünde odaklanan ve olgunlaşan , en büyük gerilimi yaratan çatışkıya ana çatışkı denir. Ana çatışkı gerilimin en yüksek olduğu noktadır. ”

” Aristo bir öyküde üç bölüm olduğunu söyler: Kısa bir girişten sonra yükselen gerilim ,doruk noktası ve sonuçların belirdiği düşüş ”

“Yan karakterler içinde en önemlisi veya önemlileri, ana karaktere karşı olan, onun amacına ulaşmasına engel olan yan karakter veya karakterlerdir. Yan karakterlerin romanda neler yapacağı, neye hizmet edeceği önceden belirlenip, yazılmalıdır.   ”

” Şaşırtıcı sahneler okurun ilgisini uyanık tutar, romandaki yaşama daha çabuk ve yoğunlukla katılmasını sağlar.   ”

 

İyi bir başlangıç için şunları yapabilirsiniz :

  1. Taslağınızı bir daha gözden geçirin. Başlangıç sahnenizin romanın son sahnesine yeterince yakın olup olmadığına bakın. Ayrıca romanınızın başlangıç sayfalarına ana çatışkaya ilişkin ipuçları verecek sahneler bulunduğundan emin olun.
  2. İlk cümleniz, dışsal, gerçek ve somut bir cümle olmalı. Okurun kafasında belirsizlik yaratacak soyut bir düşünceden veya genel bir anlatımdan kaçının. Örneğin, ” Aile parasızlığın pençesinde kıvranıyordu ” yerine ” Seniha, duru suya yapılmış hamur çorbasından bir tabağa yarım kepçe koyup yedi yaşındaki kızına uzattı. Küçük kız kaşığıyla tabağındaki üç dört parça hamuru karıştırdı, birini alıp ağzına götürürken yüzünü buruşturdu. ” 
  3.    a) Açılış cümlenizden sonra karakterinize, içsel dünyasının izlerini taşıyan davranışlar yaptırabilirsiniz. b)   İlk sahnenizi veya romanın ilk bölümünü üç dört dakikada okunabilecek kadar kısa yazın. İlk bölüm en çok üç veya dört sayfayı geçmemeli. c)  Bu bölümde ana karakterinizin geçmişi ile ilgili çok kısa bilgiyi bölüm içine serpiştirin veya ona ait bir iki cmle yazın. d) Karşıt karakteriniz ve ana çatışkanıza ilişkin bir iki ipucu okurun ilgisini ve merakını uyandıracaktır. e) Bu bölümde okurunuz için yaratacağınız bir küçük gizem kuşkusuz romandan kopuk bir gizem olmayacaktır. bu -onu yarattığınız dünyanın içine çeker. f) Her bölümü, okuru ikinci bölümü de okumaya yönlendirecek biçimde bitirin. Bunun için çözülmemiş bir sorun veya bir gizem yaratılabilir. g) İkinci bölüm, mantığın beklediği bölüm olmasın. Araya karakterlerinizle ilgili bilgiyi, ana çatışmayı hazırlayan yan olaylardan birini içeren bir bölüm koyabilirsiniz. Okur, birinci bölümün sonunda merak ettiği şeye ulaşmak için ikinci bölümü de okuyup bitirecektir.

 

Öneriler :

  1. Ağırdan almayın, yazmaya başlayın.
  2. Öykünüzü yazmadan önce kimseye anlatmayın.
  3. Dünyanın en iyi öyküsünü yazmak sevdasına kapılmayın. Öykünüzü herkesin okuması ya da beğenmesini beklemeyin.
  4. Dünyaya ve insanlara açık olun.
  5. Yazdıklarınızı hemen yayınlamayın. Araya zaman koyun, yeniden okuyun, bunu yaparken de kendinize karşı çok acımasız olmayın.
  6. Gereksiz sözcükleri öykünüzden çıkarın, sözcükleri sakınımlı kullanın. Steinbeck’in bir genç yazara öğütlediği gibi, yazdığımız on bin sözcüğün altı binini ilk okuyuşta, kalanın da yarısını sonraki okuyuşta çıkarırsak yazımız belki iyi bir yazı olabilir.
  7. Zıtlıkları gösterip karşılaştırmalar yapın.
  8. Kendiniz anlatmayın, okurla iletişim kurun.
  9. Vaaz vermeyin, ya da karşı çıkmayın.

Romanınızın her bölümü ve her öğesi için sorabileceğiniz bütün soruların listesini yapın.

Leave a Comment