Stefan Zweig-Olağanüstü Bir Gece

Stefan Zweig, Olağanüstü Bir Gece kitabında seçkin bir burjuva olarak hayatını rahat ve sorunsuz sürdüren bir adamın hayatının değişmesinin hikâyesi. Kitabın başlangıcında kitaptaki notların -hikayenin 1914 sonbaharında bir çatışmada şehit düşen Baron Friedrich Micheal von R.’nin  yazı masasında mühürlenmiş bir paketin içerisinde bulunduğu belirtiliyor.

Kahramanımız Baron ,bir pazar günü (7 Haziran 1913) ilgisi olmadığı halde at yarışlarının izlendiği alanda geçirirken, ilk defa burada bir suç işler.

—- spoiler —

Kalabalığın arasında bir kadın gülüşüyle kahramanımızın dikkatini çeker. Kahramanımız kadına yaklaşmaya çalışır. Sonunda yaklaşır ama kadınla beraber olduğu anlaşılan bir erkek daha sonra yanlarına gelir ve kahramanımızın yanında ayrılırlar. Bu sıradan kadının yanındaki adamdan bir kupon düşer ve kahramanımız bu kuponu alır. Koşu sonunda bu kopunun kazandığını öğrenir. Aldığı parayı adama verip vermeme konusunda düşünür. Vermek istemez ve parayı oyunda kaybetmek için yeni bir kupon yapar. Bu kuponu da kazanır. Hırsızlık sonucu büyük bir para kazanmıştır. Bu kahramanımızda bir çöküşe sebep olur.  ” Daha bir saat öncesinde düzgün, lekesiz bir insan olan ben para çalmıştım. Ben bir hırsızdım.” s.34

—-spoiler —

Bu suç ile beraber daha önceden yaşamadığı bir hissi değişim yaşamaya başlar. Bu suçun işlendiği zamanın öncesinde kahraman ayrılıklarından, problemlerinden, ölüm törenlerinde hiç bir şey hissetmemesinden yakınır. Bu suç sayesinde yeniden hissetmeye başlar. Ve bu hislerle dolu geçirdiği gece anlatılır. Gece boyunca daha önce dikkatini çekmeyen insanların arasına karışır. Onlarla arasındaki farklılıkları görür. En sonda parkta gördüğü kızın peşinden gitmesi ve sonrasında yaşadıkları ile de gece kahraman için olağanüstü bir gece olmuştur.  ” Sadece olacakları bekliyordum. Nihayet dibe varmıştım, bayalığın son noktasına. Artık sırada çarpıp parçalanma vardı, yarı bilinçli sürüklediğim sona yaklaşmıştım.  ”  s.58

Ve o geceden sonra artık bambaşka bir hayat yaşamaya başlamıştır. ” O olağanüstü gecenin üzerinden dört ay geçtikten sonra bugün bile hâlâ içimi kor gibi kavuruyor ve yüreğimdeki o duyguyu koruyabilmek için bütün ruhsal güçlerimi yoğunlaştırıyorum.” s.3

Zweig, Satranç kitabında olduğu gibi yine sade bir hikayeyle karakter analizleri, insana dair önemli tespitlerde bulunuyor. Kahramanın suç işlemesi, suçtan sonra kimsenin kendisine yüz vermediğini düşünerek ızdırap çekmesi ve sonunda tüm paraları kız ve yanındakilere vererek geceyi bitirip mutlu bir adam haline gelmesi Dostoyevski’nin şaheseri Suç ve Ceza’yı anımsattı.

” Bu satırlar başkalarının eline geçerse de bu olasılık beni hiç korkutmuyor ve üzmüyor. Çünkü öyle bir anın büyüsünü tatmamış olan biri, tek bir gece içinde yaşanan ve görünürde birbirleriyle hiç ilgisi olmayan böylesine tesadüfi olayların neredeyse sönmüş bir hayatı bir büyü gibi yeniden ateşleyebileceğini altı ay önce ben ne kadar anlayacak olsaydım o kadar anlayabilir zaten. Böyle birinden utanmam, çünkü beni anlamaz. Fakat bütünlükten haberdar olan biri yargılamaz ve gururdan kurtulmuştur. Onun karşısında da utanmam, çünkü beni anlar…”

” Bazı yarı farkındalık anlarında bilincine tam varmadan içimde özlemini çektiğim şey arzulardan ziyade, arzulama arzusuydu; daha güçlü, daha bağımsız, daha tutkulu, daha doyumsuz istek duyma, daha yoğun yaşama, belki de acı çekme ihtiyacıydı.   ” s.7

” Denizde susuzluktan ölen biri gibiydim. ” s.43

” Daha iyi bir insan olduğumu iddia edecek cesaretim yok elbette, ama daha mutlu bir insan olduğumu biliyorum, çünkü o buz gibi donuk hayatım için yeni bir anlam buldum, yaşamın kendisinden başka bir sözcükle açıklayamayacağım bir anlam. ” s.67

“O geceden arkadaşlarımın hiçbirine söz etmedim; içimin bir zamanlar ne kadar ölü olduğunu asla bilmediler, şimdi nasıl çiçek açtığımı da asla anlamayacaklar.”

” Bu satırlar başkalarının eline geçerse de bu olasılık beni hiç korkutmuyor ve üzmüyor. Çünkü öyle bir anın büyüsünü tatmamış olan biri, tek bir gece içinde yaşanan ve görünürde birbirleriyle hiç ilgisi olmayan böylesine tesadüfi olayların neredeyse sönmüş bir hayatı bir büyü gibi yeniden ateşleyebileceğini altı ay önce ben ne kadar anlayacak olsaydım o kadar anlayabilir zaten. Böyle birinden utanmam, çünkü beni anlamaz. Fakat bütünlükten haberdar olan biri yargılamaz ve gururdan kurtulmuştur. Onun karşısında da utanmam, çünkü beni anlar. Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.   ” s.69

“Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar”.

Leave a Comment