Knut Hamsun – Açlık

Açlık 1920 Nobel Edebiyat ödüllü Norveç yazar Knut Hamsun’un kitabıdır. Amerika’ya ikinci gidişinin dönüşünde 1888’de Osla’da gemide yazmaya başlamıştır. Behçet Necatigil’in muhteşem çevirisiyle Türkçe yayınlanmıştır. Knut Hamsun’da Cemil Meriç gibi yazma ve okuma sebebiyle gözlerini bozan yazarlardandır. Norveç bir çok işte çalışır, bu arada yazmaya ve okumaya olan merakının sonucunda yazıları yayımlandı. Sürekli yazmaya devam ediyor ve bunları yayınlamak için çok çabalıyordu. Yayınlatamadığı için parası tükenmiş, açlık baş göstermişti. Yazar Açlık kitabında da aslında bunlardan bahseder. Yazı yazarak geçimini sağlayan ancak yazıları yayınlanmadığı için aç bitap sokaklarda gezen bir gençtir kahramanı. Defalarca yazıları, kitapları yayınlanmamış konferanslarına ilgi görmeyen Knut Hamsun yazmaktan hiç vazgeçmeden eserler üretmeye devam etmiştir. Amerikadan Norveç’e dönüşte Kristiania’da inecekken bu şehirdeki kötü anıları yüzünden vazgeçip Kopenhag’a gitmeye karar verir. Tam o anda güvertede Açlık kitabını yazmaya başlar.

Yazılarını bir yazıişleri müdürüne gönderen kahraman artık oradan da para kazanmamaya başlar. Parasız kalır. Ama sürekli yazmakla meşgul olur. Başka çareler arasa da bir türlü başaramaz. ” Şu son kış içeriye yağan karlarla, Tanrı’nın ve bütün dünyanın boşlayıp kaçtığı bir teneke atelyesinde barınıyordum. Bütün bu olup bitenlerden, artık hiç bir şey anlayamaz olmuştum, hiç bir şey! ” s.(53) Bu haline ağlayan, solmuş pantolonu yeni görünsün diye sürekli tükrüğüyle temizleyen biri olmuştur genç yazar. “Gözlerim çukura batmış, kafamın içine gömülmüştü.” diye belirtir açlığını. Saçları dökülmektedir sürekli. ” savsak gövdemden nefret ediyor, onu taşıdığımı düşünüp onunla çevrili olduğumu hissettikçe ürperiyordum. Allah’ım bir sona varsaydı bu iş! Ölümü candan özlüyordum.”
1920 yılında Nobel Edebiyat ödülü almış olan yazar nazilerle işbirliği yapması saygınlığına gölge düşürür ve norveç halkı kitaplarını bahçesine atarak yazarı protesto eder.

” Açsak neler duymayız ki ! ” diyip açlığı duyuran bir  yazar.

” Gitgide yüreğim yufkalaştı, yorgun, dermansız ağlamaya başladım. Sessiz, sakin, için için bir ağlayıştı bu; gözyaşı akıtmadan, gönülden bir hıçkırış.” s. 70

“Biraz düzgünce görüneyim diye pantolonumun diz kapağını tükrüğümle kararttım” s. 42  defalarca var.

” Sürüklenip gidiyor, dayatıp direnmiyordum.  ” s. 62

” Yazımın reddedildiğini anlamıştım, fakat geri çevrilmenin bundan daha güzeli olamazdı benim için.”  s. 85

” onurumla azap çekerken, daha mutlu olduğum sonucuna vardım. ” s.103

” Gözlerinizden bazen öyle bir ışık taşıyor ki, ben hiç böyle göz görmedim, çiçeklere benziyor.  Ne ? Hayır, hayır, çiçeklere değil belki de şeye… Ben size öylesine vuruldum ki, her şey boşuna. Adınız ne sizin ? ” s. 119

” İnsan deli olmasa bile, biraz duyarlı bir kalbe sahip olabilir pekâlâ.  ” s.125

” Yoksul aydın, zengin aydından çok daha kuvvetli görür. Yoksul, her sözcüğü kuşkuyla dinler, attığı her adım, onun düşünce ve duygularına böylece bir görev, bir iş yüklemiş olur. Onun kulağı deliktir, duygusu ince; o tecrübelidir, ruhu yanık yaralarıyla doludur…  ” s.125

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir