Ayfer Tunç – Taş – Kağıt – Makas

Ayfer Tunç’un Taş- Kağıt- Makas kitabı 3 uzun bir kısa öyküden oluşmaktadır: Kaybetme Korkusu- Taş- Kağıt-Makas, Fehime ve Suzan Defter öykülerinden oluşur.

Kaybetme Korkusu babasına mahkum yaşamak zorunda kalan bir kızın sonrasında sevdiği birisiyle bu mahkumiyetin son bulması ve şehre gitmelerini işler. Şehir de farklı bir hayata alışmaya çalışırlar. Bir gün adam şehirde köydeki gibi işleyebileceği bir bahçe görür ve oraya gitmeye başlar. Eşi buna dayanamaz. Uzunca son derece güzel bir anlatımla anlatılan bu öykü bu hikayenin dışında, hikayeye okurla beraber vakıf olan birisinin gözünden anlatılır.

Taş- Kağıt- Makas iki dostun dostluğunu ve çocukları olmayan bir karı-kocanın kendilerini çocuklarmışça davranmalarını konu edinen harika bir öyküdür.

Fehime küçük bir çocuğun gemide esir edilmesini konu edinir. Anlatım bir çocuk ağzından son derece çocukça ve teknik olarak noktalama işareti kullanılmadan oluşturulmuş bir öyküdür.

Suzan Defter ise günlük yazan iki kişinin günlüklerini aktarır bize. Kitap sayfalarının bir yüzü bir karaktere diğer yüzü diğer karakterin günlüğüne aittir.

 

Yazdığı karakter olabilen, tam olarak kendisini anlatır gibi anlatan bir yazar. Fehime öyküsü Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar kitabının bir bölümünde olduğu gibi noktalama işareti kullanılmadan, imla kurallarına dikkat edilmeden yazılmış. Çocuk ağzından, çocuk gözüyle anlatım ise son derece başarılıdır. Suzan Defter’de ise aynı tarihlerdeki iki ayrı günlüğü sol tarafta biri, sağ tarafta öbürü şeklinde beraber okuruz.

” Sevmenin insanı böylesine var edebileceğine inanmazdım, yaşadım; sevmenin yokluğu fikrinin bile insanı yok edebileceğine de. Onu da yaşadım.  ” s.28

Bol virgüllü çok isimli Sıraladığı çiçek, ağaç isimleriyle zengin bir bitki kültrüne sahip olduğunu anlıyoruz.

” Sırtını dönmüş insan acı verir, hem kendine, hem o sırta bakana. Sırta bakan kendini yalnız hisseder, sırtını dönen içine kapanmış demektir.  ” s.45

” Aynı şeyleri yazmaktan sıkılıp bıraktım.

Bu defa olağandışı bir şey yok hayatımda. Hatta her şey fazla olağan. Belki yine hep aynı şeyleri yazarım :

Bugün hiçbir şey olmadı.

Bugün de hiçbir şey olmadı.

Bugün de.

Sonraki sayfalara da (” “) işareti koyarım.  ” s.67

” Yaşamak her şeye rağmen bir iz bırakmaktır yeryüzünde. ” s.80

” Ne gelir elimizden insan olmaktan başka. ” Edip Cansever’den alıntı s.88

” Aşkı, aşkın çektiğini bilmiyordum. Hamurunda aşk yoksa bir insanın, nafile. ” s.106

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir