Huzursuzluğun Kitabı – Bilinçli Bir Huzursuzluğun Kitabı

Huzursuzluğun Kitabı portekiz yazar Fernandao Pessoa öldükten sonra sandığından çıkan yazılardan biraraya getirilmiş bir kitap. Pessoa da bir çok büyük yazar gibi öldükten sonra ünlenen bir yazar. Yaşarken de dergiler ve başka yerlerde yazıları yayınlanıyor ama bir üne kavuşmamış. Huzursuzluğun Kitabı yazarın günlüklerinin yanı sıra Bernardo Soares isimli bir kahramanı anlattığı yazıları da içerir. Bu sebeple roman ya da deneme diye kategorilendirilebilir. Bernardo Soares isimli kurmaca karakter kahramanın hayatı şeklinde anlatılır hikaye.  Yazar diğer eserlerinde de takma ad kullanmıştır. ” Bu kitap korkaklığımın ürünüdür ” diyen yazar hayata dair sorgulamalarını kurmaca karakter üzerinden fikirlerini söyler.

 

Huzursuzluğun Kitabı’nı okurken başta melankolik amaçla yazılmış bir kitap mı okuyorum diye düşündürttüyse de sayfalarda ilerledikçe bunun bilinçli, farkına varılmış kıymetli bir ıstırap, farkındalık olduğunu gördüm. Hayatı sorgulayan gereğinden fazla kıymet verilmemesi ancak bir değerinin olması gerektiğini vurgulayan bunu ilk sayfada şöyle ifade eder: ” Tek derdimiz kendimizi oyalamak bu doğru; ne var ki yazgısını unutmak için boş işlerle uğraşan tutuklular gibi değil vakit geçirmek için yastık kenarı işleyen genç kızlar gibiyiz hepsi bu. Hayatı bir han olarak tahayyül ediyorum çöküş arabası gelene kadar orada kalacakmışım. ”

 

Yazar ilerideki okuyucalarına şöyle seslenir: ” Bazen hüzünlü bir hevesle günün birinde bir parçası olmayacağım bir gelecekte bu sayfaları beğenenler çıkarsa nihayet beni anlayan birine içinde doğup sevebileceğim gerçek bir aileye kavuşmuş olacağımı düşlerim. Ne var ki doğmak şöyle dursun o zaman çoktan ölmüş olacağım ben. ” Bizi de aileden biri sayan Pessoa’nın kitabından alıntıladığım yerlerin bir kısmı aşağıdadır. Tavsiye edilir 🙂

“ Kayıtsızlık da zaten aşırı açı çekmekten olur.” s.1

“ Gençlerin çoğunun Tanrı inançını yitirdiği ve bunun vaktiyle atalarının Tanrıya inandığı gibi yani niye olduğu bilmeden yaptığı bir zamanda doğdum.” s.2

“ İnsanlık kültürü Özgürlük ve Eşitlik gibi kutsal kavramlarıyla hayvanların tanrı sayıldığı tanrılarında hayvan kafalı olduğu antik dinlerin dirilmiş hali gibi gelmiştir bana hep. “s.2

“ Çöküş bilinçaltının tamamen yitirilmesi demektir çünkü bilinçaltı yaşamın temelidir.Kalp düşünebilseydi atmaktan vazgeçerdi. “ s.2

“ Ne var ki her şey kusurludur ve en güzel günbatımının daha güzeli bize uykuyu getiren hafif yelin dahahuzurlusu hep vardır. Dolayısıyla dağları ve heykelleri aynı dingilikle seyredeceğiz; geçen günlerin ve kitapların tadını çıkaracak en önemliside her şeyi düşlüyerek hepsini en mahrem özümüzün bir parçası haline getirmaye çalışacağız.Bir yandan da tasvirler ve tahliller yapacağız;daha gerçekleştirleri anda bize yabancılaşacaklar;böylece sanki günbatımının bize bir armanığıymış gibi keyif alabileceğiz onlardan. “ s.2

“ Tek derdimiz kendimizi oyalamak bu doğru;ne var ki yazgısını unutmak için boş işlerle uğraşan tutuklular gibi değil vakit geçirmek için yastık kenarı işleyen genç kızlar gibiyiz hepsi bu. “ s.2

“ Hayatı bir han olarak tahayyül ediyorum çöküş arabası gelene kadar orada kalacakmışım. “s.2

“ Kalbimde sıkıntılı bir huzur var ve dinginliğim tamamen kaderime razı olmamdan kaynaklanıyor. “s.4

“ Ve kurduğum bütün o hayallerin doruklarından bakıyorum da Lizbon kentinde bir yardımcı muhasebeciyim. “s.5

“ Ama bu çelişki beni ezmiyor -özgürleştiriyor;hatta bana can veren bunu içindeki ironi. “s.5

“ Ve bu saçma içler acısı odada masamın başına oturmuş-ben sıradan büro çalışanı belki de ruhumu selamete erdirecek birtakım sözcükler yazıyorum. “s.5

“ Hayattan çok az şey istedim -ama o o kadarını bile esirgedi benden.Azıcık güneş kırlar bir lokma huzur canımı fazla yakmayackbir yaşama bilincim olsun ve bir de ne kimseye muhtaç olayım ne el alem bana muhtaç olsu.Bu kadarı bile esirgendi benden hani yüreğimizin katılığından değil de paltomuzdan düğmelerini  açmaya üşendiğimiz için dilenciyi  başımızdan savarız ya işte o şekilde. “ s.7

“ Madem hayatta sömürülmekten kaçmanın yolu yok kendini beğenmişlerin şöhret budalalarının peşinden koşanların yerine kumaş tüccarı Vasques e kendimi sömürtsem daha iyi değilmi diye de sormadan edemiyorum kendime. “ s.7

“ Hissettiklerimi yazıyorsam hissetmenin ateşini azaltmakiçin başka çare olmadığından. “ s.13

“ Büyük tutkularım sınırsız düşlerim oldu – ama o kadarı çıraklarda terzi kızlarda da vardır çünkü bütün dünya hayal kurar: Bizi birbirimizden ayıran şey o hayalleri gerçekleştirecek gücümüzün ya da kendiliğinden gerçekleştiklerini görecek kadar şansımızın olup olmamasıdır. “ s.19

“ Belki de sonsuza kadar muhasebeci olarak kalmak benim kaderimdir; şiir ve edebiyat ise alnıma konmuş bir kelebektir belki; parlak güzelliğiyle gülünecek halimi iyice ortaya çıkaran bir kelebek.  “ s.19

“ Okumamak için kitaplar alsak; konserlere gitsek ama ne müzik dinlesek ne de kimlerin geldiğine baksak; yürümekten yorulduk deyip uzun gezintilere çıksak ve gidip kırlarda kalsak sadece ve sadece kırlar bizi uyuşturduğu için. ” s.24

“ Kimileri dünyayı yönetir kimileri de yönetilen o dünyanın ta kendisidir. Servetini İsviçre de ya da İngiltere’de saklayan bir Amerikalı milyonerle bir kasabanın sosyalist lideri arasında nitelik bakımından hiçbir fark yoktur; fark nicelikten kaynaklanır sadece.  “ s. 24

“ Hepimiz kendi dışımızdaki koşulların tuzağıyız. ” s. 34

“ Anlamak için kendimi yok ettim. Anlamak sevmeyi unutmaktır.  ” s.49

“ Romantizmin bütün kötülüğü bize gerekli olan şey ile arzuladığımız şeyi birbirine karıştırmasıdır.  … İhtiyaç duyduğumuz şeyleri istememiz insanca bir davranıştır yalnızca gerekli olanı değil arzulanır bulduğumuz şeyleri istemek de insancadır. Hastalıklı olan gerekli olan ile arzulanır olanı aynı şiddetle arzu etmek kusursuzluk özlemi yüzünden ekmeksiz kalmış gibi acı çekmektir. Romantizm hastalığı budur işte: sanki sahip olmanın bir yolu varmış gibi Ay’a göz dikmek ” s.54

“ Tanrılar hayallerimi değiştirsin; ama hayal kurma yeteneğime el sürmesin.  ” s.60

“ Başka bir erdemim yoksa da hiç olmazsa özgür bırakılan duyguların getirdiği sürekli yenilenme hali var.   ” s.71

“ Sıradan insan için hissetmek yaşamaktır yaşamayı bilmektir. Ben ise yaşamak düşünmektir derim; hissetmek ise düşünmeyi beslemekten başka işe yaramaz. ” s.72

“ Güneş zihinde batar. ” s.76

“ Hissettiklerini düşünmeyi bilmeyenler bırakalım dilbilgisine uysunlar. İfadelerine hakim olanlar ise tam tersine dilbilgisinden kendi bildikleri gibi yararlansınlar. … insan olmak kendini var etmesini bilmektir.  ” s. 85

“ hayalcinin eylem insanına olan üstünlüğü düşün gerçeklikten üstün olmasından kaynaklanmıyor. Mesele düşlemenin yaşamaktan katbekat daha rahat ve kolay olması;  ” s.92

“ Gerçek bir bilge içinden öyle tavır benimser ki dışarıdaki olayların üzerindeki etkisi kesin olarak en aza iner.  ” s. 98

“ Hayat tahayyül edebildiğimiz kadardır. Bütün dünyası tarlasından ibaret olan köylünün gözünde ise o tarla bir imparatoruktur. Ceaser’ın gözünde ise anımsadığı imparatorluğu topu topu bir tarla kadardır. Fakir insanın bir imparatorluğu var güçlü olanın ise altı üstü bir tarlası. ” s.103

“ Hayata başkaldırdığım için kendimle övünüyorum.  ” s. 103

“ İnsan her zaferle biraz daha bayağılaşır. ” s.106

“ Hayata etkin olarak katılmak-doğru akıl budur işte. Kim olmak istiyorsam o olacağım. Ama olacağım kişiyi istemem gerek bunun için. Başarı başarmaktır başaracak durumda olmak değil. Biraz genişçe olmak koşuluyla her arsaya saray inşa edilebilir ama inşa etmedikten sonra saray mı kalır Gururumu körler taşa tutmuş düş kırıklığım dilencilerin ayaklarının altında ezilmiş.  ” s.107

“ Günümüzde bir insan birini seviyorsa ahlak anlayışında entellektüel çağında da cücelik ya da hödüklük yoksa karşısındakini romantik bir aşkla seviyor demektir. Romantik aşk Hristiyanlığın insanlar üzerindeki etkisinin yüzyıllar sonra ortaya çıkan en son ürünü; ve cahil bir adama bu aşkın doğasını kavratmak gerekirse gerek özü gerekse geçtiği aşamalar bakımıından bir elbiseye bir kıyafete benzetebiliriz onu; ruhun ya da imgelemenin diktiği karşısına çıkan insanoğullarından yakışır diye düşündüklerine giydiriverdiği bir kıyafet. … romantik aşk insanı hayal kırıklığına götüren bir yoldur; tabii bu baştan göze alınırsa hayal kırıklığı da hiç durmadan farklı idealler edinmeye ve ruhumuzdaki terzihanelerde gene hiç durmadan yeni kıyafetler dikmeye karar verirse o başka bu takdirde kıyafetleri giyenin görünüşünü sürekli olarak yenileyebilecektir.  ” s.112

“ Biz aslında insanları sevmeyiz. Sevdiğimiz bir insan hakkında oluşturduğumuz fikirdir. Kısacası kendi uydurduğumuz bir kavramı- ve sonuç olarak kendimizi sevmekteyizdir. … Tanışma şeklimiz yüzünden bile yanlış tanırız birbirimizi. İki insan Seni Seviyorum der ya da bunu düşünür karşılıklı olarak hisseder ve ruhun faaliyet alanı oluşturan soyut duygular kabalığında her ikisi de farklı bir düşünceyi farklı bir hayatı hatta belki farklı bir rengi ya da kokuyu dile getirmek derdindedir. ” s.113

“ En çok anlamak yoruyor bizi. Yaşamak düşünmemektir. ” s.113

“ Büyük bir aşk yaşasam asla anlatamazdım. ” s.115

“ Yazmak unutmaktır. Bunun yanı sıra edebiyat hayatı görmezden gelmenin de en hoş yoludur. Müzik bizi yatıştırır görsel sanatlar uyarır canlı sanatlar ( dans ya da gösteri gibi ) avutur. Ne var ki bunlardan birincisi hayattan uzaklaşır giderek çünkü onu bir uykuya dönüştürür; ikinci sırada gelenlerse hayattan kopmaz- bir bölümü görsel dolayısıyla hayati yöntemler üzerine kurulu olduğundan geri kalanlar ise bizzat insan hayatından beslendiklerinden. Edebiyatın durumu bambaşkadır o hayatlık taslar. Bir roman asla olmamış bir şeyin öyküsüdür bir dram ise öyküleme tekniği kullanılmamış bir romandır. Bir şiir dizeler halinde konuşmadığımıza göre aslında kimsenin kullanmadığı bir dile dökülmüş düşünce ya da duyguların ifadesidir.  ” s.117

“ Edebiyat denen şey hayatı mümkün olduğu kadar gerçek kılmak için çaba sarf etmenin adıdır.  ” s.118

“ Çocuklar hissettikleri gibi konuştukları için müthiş edebiyatçılardır.  ” s.118

“ Vazgeçmek kendimizi özgür kılmamız demek. Hiçbir şey istememek ise güç sahibi olmak anlamına gelir.  ” s.124

“ Kendi kendimizin edebi yolcuları olarak bizim için olduğumuz şeyden başka manzara yoktur. Hiçbir şeye sahip değiliz çünkü kendi kendimize sahip değiliz. Hiçbir şeyimiz yok çünkü hiçbir şey değiliz.  ” s. 124

“ Size verilenle yetindiğiniz takdirde köleden farkınız kalmaz.  ” s.125

“ Karamsar değilim hüzünlüyüm. ” s.128

“ Hissetmek ne büyük bir ağırlık. Hissetmek zorunda olmak ne büyük bir ağırlık.  ” s. 137

“ Özgürlük içimde yoksa hiçbir yerde yok. ” s.139

“ Condillac ünlü eserine şöyle başlar: Ne kadar yukarı tırmanırsak tırmanalım ne kadar aşağı inersek inelim asla duygularımızın dışına çıkamayız.  ”

“ Gerek devrimciler gerek reformcular aynı konuda yanılıyor. Her şeyi içeren hayata karşı tutumunu ya da hemen her şey demek olan kendi varlığını zaptetmekten dönüştürmekten aciz olan insanlar başkalarını ve dış dünyayı değiştirerek kendilerine bir çıkış noktası yaratmaya çalışırlar. Kendi kendiyle savaşamayan insan başkalarıyla savaşır. Kendini daha iyiye götürmekten aciz olan biri reform yapmaya kalkışır. Doğru hisseden dürüst düşünen bir insan dünyadaki kötülük ve adaletsizlikten rahatsıza gayet doğal olarak bunun önce kendine dokunan kısmını düzeltmeye çalışmalı yani kendini. Bu zaten bir ömür boyu sürer. Bütün mesele dünyayı kavrayışımızdan kaynaklanıyor: Dolayısıyla dünyayı kavrayışımızı değiştirirsek dünyayı da kendimiz için değiştirmiş oluruz çünkü o durumda dünya bizim açımızdan şu an olduğu gibi kalmamış olacaktır.  ” s.160

“ Devrimler mi değişimler mi gönlümün en derin en mahrem yerinde tek isteğim gökyüzünü pis bir grilikle kaplayan durgun bulutların silinip gitmesi; aralarından mavilikler fışkırsın istiyorum açık kesin gerçekliktir mavi çünkü hiçbir şey değildir hiçbir arzusu yoktur. ” s.161

“ Eylem adamları düşünce adamlarının gönülsüz köleleridir. ” s.163

“ Anlatmak yaratmaktır çünkü yaşamak yaşanmış olmaktan başka bir şey değildir. ” s. 164

“ Kendini mutlu hissediyorsa gerçekten mutlu demektir.  ” s.172

“ Çöl ortasında ruhun kör olmasından ibaret her şeyden kopuk bomboş yapayalnız zaferlerdense insanı çiçeklerin güzelliğinin farkına vardıran bozgunları tercih ederim.  ”s.200

“ Derdimiz gönül eğlendirmekse hata etmiş olacağız. Tek yaptığımız sevmekse ölebilriz.  ” s. 235

“ İhtiyaçlarını en aza indir ki hiçbir konuda başkalarına bağımlı olmayasın.  ” s.237

“ Ne zaman sevdiysem başka türlü göründüm kendime bile.  ” s. 261

“ Sahip olan kaybeder. Bir şeye sahip olmaksızın hissedeceğini hisseden ise o şeyi korumuş olur çünkü o şeyin içinden özünü çekip almasını bilmiştir.  ” s.271

“ Politikacıların en önemli özelliği kendilerini gerçekten kandırabilmeleridir. Sadece şairler felsefeciler gerçekçi bir gözle bakarlar dünyaya çünkü yanılsamaya uzak olan yalnız onlardır.  ” s. 276

“ Mükemmel olmak insan olmamak demek çünkü insanoğlu kusurludur.  ” s. 288

“ Duyguları yenilemenin tek yolu yeni bir ruh inşa etmektir. Hissetme biçimini değiştirmeden farklı şeyler hissetmeye ve ruhunu değiştirmeden farklı şekilde hissetmeye çalışıyorsan boşuna çabalıyorsun. ” s. 302

“ Kendimizi tüketerek yaşıyor kendimizi azaltıyoruz; dört dörtlük insanı kendini bilmeyendir. İnancımız olmadığından umudumuz da kalmadı umudumuz kalmadığından artık gerçek bir hayatımız da yok.  ” s.307

“ Hayali öldürmekle kendimizi de öldürmüş ruhumuzu sakatlamış oluruz.  ” s.327

“ Sanat niye bu kadar güzel çünkü yararsız. Hayat niye bu kadar çirkin çünkü amaçlardan, tasarılardan ve niyetlerden örülmüş.  ” s.331

“ Asalet dirhemle alınmaz.  ” s. 345

“ Hiçbir imparatorluk bir çocuğun bebeğinin kırılmasına değmez. Hiçbir ideal küçük bir oyuncak trenin feda edilmesine layık değildir.  ” s.455

“ Modern meseleler şunlardır: 1) Aynaların evrimi 2) Gardroplar ” s. 458

“ Edebiyat –sanat ile düşüncenin o birleşimi gerçekliği lekelemeyen o icraat- bence insanoğlunun uğrunda var gücüyle uğraşması gereken amaçtır tabii insanoğlu aşırı büyümüş bir hayvani ur değil de sahiden insan olsaydı.  ” s.482

“ Ölüm hayatın zaferidir. ”

“ Sevmek kendini vermektir. İnsan ne kadar çok verirse aşk da o kadar büyük olur. Ama kendini tamamen vermek ötekinin bilincini de ortaya sermek olur.  ”

“ Hayatını yaşa. O seni yaşamasın. ”

“ İçimizin donanımına özen göstermek –varlığımıza bir anlam katmanın üstün bir yolu varsa o da budur bence. ”

“ Hissetmek ne renktir acaba ”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir