Pamplona – Jan Van Mersbergen

Pamplona, festival zamanı boğaların sokaklarda koştuğu İspanyol şehrinin adı. Bu bilgiyi edinmeden önce de kitabın ismi hoşuma gitmişti. Her ne kadar kitabın ingilizce ismi olan “Tomorrow Pamplona” hikayeyi daha bir açık etse de kitabın sadece Pamplona ismiyle tercüme edilmesi güzel bir tercih diye düşünüyorum. Kitabın Hollanda asıllı yazarı Jan Van Mersbergen 1971 doğumlu ve Türkçeye iki kitabı çevrilmiş. İki kitabın da çevirisini Burak Sengir yapmış. Hikayenin -kitaptaki gibi – bir yoldaymışçasına akıp gitmesinde çevirmenin büyük katkısı var. Bazı yerlerdeki bizden cümlelerin kullanılmış olması da çevirmenin gölgesini görmemizi sağlıyor. Daha kitabın içeriğine geçemedim ama dedalus’a dair de iki kelime söylemek istiyorum. Dedalus her ne kadar yeni bir yayınevi olsa da 100’den fazla kitap yayınlamış ve yeni çeviriler yapmaya çalışan bir yayınevi diye biliyorum. Okuduğum tüm kitaplarında klasik akıp giden hikaye veya romanlar yerine olay örgüsü biraz daha karışık ama yalın kitaplar. Pamplona’ya gelecek olursam; geçişli olarak farklı zamanlardaki iki olay anlatılıyor. İki olay romanın sonlarına doğru birleşiyor. Romanın dili-çevirinin güzelliği – yalın ve anlatımın sadeliğinden dolayı bir yolculukta yürür gibi sakin bir şekilde okunuyor roman. İki kişinin yolculuğunu arka koltuktan izler gibi okudum romanı.

Sokaklar arasında kaçan boksör Danny’nin orta yaşlı bir sigortacı olan Robert’in arabasına binmesiyle başlar yolculuk. Robert -sıradan hayatındaki tek heyecan için- Pamplona’ya boğaların serbest bırakıldığı festivale gidecektir. Danny ise artık şehirde kalmayacak, gidecektir. Danny ile beraber Pamplona’ya gider. Geri dönmek gibi bir düşüncesi yoktur. Ancak Robert boğaların koşusu esnasında yaralanır. Robert’i eve getirmek için Danny’de mecburi olarak geri gelir. İki gün sonra şehre dönmüşlerdir. Bu esnada Danny’nin bir ihanet yüzünden kaçtığını öğreniriz. Danny isminin gazetelerde yer aldığını Robert’in eşinden duyar ve o noktada kitap sonlanır. Akan olay örgüsü durağan olduğu için bir ara böyle mi devam edecek diye düşünürken son bölümlerde kurgunun netleşmesiyle kitap ilgi çekici bir hal aldı. Kitabın film gibi akan anlatımında seyirciye güzel bir anı verilmiş oluyor.

Pamplona’da her ne kadar yeni tanışmış iki arkadaşın yolculuğuna şahitlik etsek de bana John Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar kitabını anımsattı.

Kitabın giriş kısmı da son derece güzeldir :

” Kentin sokaklarında bir boksör koşuyor. Her iki yakası yüksek binalarla çevrili sokaklardan koşarak geçiyor. Park edilmiş araçların arasından fırlayıp bir dörtyol ağzına varıyor, asfaltın karşısına geçip bir bisiklet yoluna çıkıyor, az sonra bir köprüyü aşıp tramvay raylarının döndüğü sapaktan sapıyor; yoldan gelip geçenler boksörün antrenman olsun diye koştuğunu düşünüyor belki oysa adamın koşu temposu olağandan hızlı; nefesini kontrol edemiyor, gözleri fal taşı olmuş, iri iri. ”

” Alışveriş yapmak antrenmana çıkmaktan yorucuymuş doğrusu.

E sen de o halde alışverişi antrenmanının bir parçası olarak gör.  ”

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir