Sadık Hidayet – Üç Damla Kan

Sadık Hidayet’in Üç Damla Kan öykü kitabı içerisinde on bir tane öykü barındırmaktadır. Güçlü bir kavuşamama halinin etkisini gösterdiği öykülerde yalnızlık, kadınların yaşantısı ve intihar konuları yer bulmaktadır. Kitapta sonu intiharla biten öykülerin sayısı dikkati çekmektedir. Kitabın çevirmeni de önsöz’de buna dikkat çekmektedir : ” Kitapta ilk bakışta dikkati çeken şeyler, beş öykünün intiharla, iki öykünün de cinayetten sonra intiharla sonuçlanması “dır.

Sadık Hidayet 1902 -1951 yılları arasında yaşamış İran doğumlu yazardır. Soylu ve varlıklı bir aileden gelmesine rağmen mütevazi yaşamıştır. Yurt dışında da uzun süre yaşayan yazar Belçika’da bulunmuş ilk öykülerini Paris’te yazmış Hindistana giderek yeni diller öğrenerek Buda’nın bazı yayınlarını da Fransızca’ya çevirmiştir. Kendisi İran edebiyatında modern öykücülüğün kurucuları arasında yer alır.

Sadık Hidayet’in ilk  okuduğum kitabı Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan ‘Kör Baykuş’ isimli romanıydı. Kör Baykuş’daki hikaye ve hikayenin anlatım şekli bu yazarın diğer kitaplarıyla ilgili bir merak uyandırdı. Ancak Üç Damla Kan kitabı Kör Baykuş kitabından sonra beklentimi karşılamadı diyebilirim. Aynı konuların benzer bir şekilde kullanılması – iki öyküde de kendisini aşık olduğu kızın babası konumunda gördüğü için açılamayan, evleneceğini görünce ölen aşıklar – ve çokça intihar-ölümle sonlandırma yapılması kitabın etkileyeceğini azaltmış olabilir. Doğu aşklarında kıymetli bir yeri olan ‘kavuşamama’ durumu Sadık Hidayet’in öykülerinde kendisini oldukça belli eden bir durum. Ancak mecazi anlamda kavuşamamak bir anlamda aşıkın ölümü olsa da bedenen ölüm çokça da bildiğim bir durum değildi. Kitaba ismini veren Üç Damla Kan öyküsü kitabın ilk öyküsüdür. Bununla birlikte  üç damla kan ifadesi ilk öyküde olduğu gibi son öyküde de geçmektedir. Girdap isimli öyküde de güzel bir dostluk ve şüphe konusu işlenmiştir.

Yazarın anlattığı hikayelerdeki karamsar ruh’la ne kadar ilişkisi vardır sorusu çokça kafamı kurcaladı. Çünkü yazarın kendisi de 1951 yılında kaldığı bir otel odasında kendisini havagazı ile zehirleyerek intihar etmiştir.

“Herkes kendi tasavvur gücü ölçüsünde bir başkasını sever. Bu kendi tasavvur gücünden kaynaklanır. Haz duyar bundan ama gözünün önündeki kadından değil. Onu sevdiğini sanır. O kadın kendi gizli tasavvuru-muzdur; gerçekten çok farklı bir mevhumdur. ”

” Madem ki dünyanın sonunda yokluk var, Say ki yoksun. Varmışsın gibi mutlu ol.  ”

” İnsan ne de olsa unutmakla malül. ”

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir